Ucuz veya bedava telefon ister misiniz?

Geçen hafta Google, Hindistan’da 105 dolara satacağı Android One adlı akıllı telefonunu tanıttı.

Hindistan’dan Micromax, Karbonn and Spice Mobiles olmak üzere üç farklı operatörle anlaşan Google, Android One’ı bu yılsonuna kadar Filipinler, Endonezya ve diğer bazı Güney Asya ülkelerine götürmek istiyor. Android One’ın 2015 yılında daha fazla ülkede piyasaya sunulacağı belirtiliyor.

Aslında ucuz telefon olayını Google başlatmadı. Mozilla geçen ay benzeri bir adım atmıştı. Ürettiği 33 dolarlık cep telefonlarını Hindistan’da satışa çıkaran Mozilla, işletim sistemi olarak da Firefox yazılımını kullanıyor.

Ucuz telefon mümkünse, buna karşın beş altı kat fiyatlı etiket koyan ünlü markalar ne yapacak?

Ucuz hatta bedava telefon olayına farklı yönlerden bir bakalım.

Beş altı yıl önce genç bir işadamı arkadaşımı uzun bir zaman sonra yeniden gördüm. Çin’de yeni bir şirket kurmuş ve farklı işlerin yanı sıra bir de ev ve işyeri alarmları üretecek bir şirket projesi üzerine çalıştığını söyledi.

Aradan bir müddet sonra projeyi sordum. “Vazgeçtim” dedi. Durum şuydu: Alarmı üretmek sorun değildi, esas sorun bunu ev ve işyerlerine pazarlamaktı. Bunu da ancak bedava dağıtıp, güvenlik hizmetinden para almakla sürdürülebilir bir yapı kurabilirdi.

Ardından hatırlatmayı da ihmal etmedi. Gelecek yıllarda elektronik eşyalar ya bedava verilecek ya da sembolik fiyatlarla satılacak.

“Bedava” deyince aklıma Chris Anderson’un kitabı geldi. Cris’in  “Bedava” adlı kitabı yeni üretim süreçlerini sorgulayan bir özelliği var.

Bizde bir söz vardır; “Ucuz etin yahnisi…” diye başlar. Gerçekten de öyle mi?

Anderson, dünyanın en popüler teknoloji dergilerinden Wİred’ın editörüdür. Kitabın ana fikri “Hiçbir şey bedava değildir. Sadece pazarlama farklıdır”. Yerinde ve anlamlı örneklerle internette, yoğun rekabet ortamındaki pazarlamayı anlatıyor.

Dünya küresel bir köy haline gelirken, “big data” denilen bilgi kaynağı her şeyi daha şeffaf kılarken, kâr marjları da düşmeye devam ediyor.

Kitaptan çıkarım yaparak şu pazarlama esasları ortaya konulabilir:
. Hizmeti bedava ver, ürünü sat.

. Ürünü bedava, hizmeti sat.

. Yazılımı bedava ver, ürünü sat.

. Donanımı bedava ver, yazılımı sat.

. Cep telefonu bedava ver, konuşmayı sat. .

Maddeleri uzatabilirsiniz…

Yani dijital yayını satın al, smart tv’yi bedava al. oyun konsolunu satın al tv’yi bedava al. İki yıl internete abone ol, notebook’u bedava al. İspark’a abone ol, otomobilini ucuza kirala… Böyle teklifleri yakında fazlasıyla görebiliriz.

Olayın iki tarafı var. Basit bakış açısıyla Andersen’in anlattığı gibi sonuçlar çıkarabilirsiniz. Bir diğeri de küresel oyuncuların 15 yıl önce bizzat ifade ettikleri, dijital vizyonla ilgilidir.

O tarihte yazdığımı hatırlıyorum. Davos zirvesinde Bill Gates, ATT CEO’su, Aol’un CEO’su ve o dönemin etkili liderleri, şu vizyonu ortaya koydular: Günümüzdeki bilgi ağı Asya Steplerinden, Afrika Sahra’sına kadar her yere herkesin ulaşabileceği bir bedelle ulaşamazsa, bilgi çağı istenilen hedefe ulaşamaz. Bunun da maddi değeri 50 doları aşmamalı.

O gün için hayal olan bu hedef artık örnekleriyle ulaşılabilir hale gelmiştir. Ucuz telefon dediğimiz olayın arka planında bu vizyonu da görmek gerekir.

Şöyle de bakabiliriz duruma. Afrika’da Facebook’ta takipçi sayısı 100 milyon üyeliği geçti. Facebook, mobil operatörlerle ile görüşerek ucuz telefon ile internete erişim sağlanması için girişimlerde bulunuyor.

Mark Zuckerberg, hedeflediği ucuz telefon projesi gerçekleşirse, Whatsapp ile 3 milyar insana ulaşmayı planlıyor.

Benzeri hedefi Twitter, Instagram, Google ve diğerleri de hedefliyor.

2014’ün ikinci çeyreğinde küresel akıllı telefon satışları ilk kez 300 milyon adedi geçti. Sektör önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25,2 büyüdü.

Pazardaki büyüme ile birlikte satışların yüzde 73’üne denk gelen 216,25 milyon telefon etiket fiyatı 400 dolar ve altında olan cihazlardan oluşuyor. Bu pazar özellikle Çin merkezli üreticilerin kendilerine yer bulduğu önemli bir alan haline gelirken Türkiye’de General Mobile, Turkcell, Vestel gibi markaların da bu pazar için ürünler ile sahneye çıktıklarını göz ardı etmemek gerekiyor.

Data paylaşımı artıyor, konuşma gelirleri düşüyor. 4G ve nesnelerin hayatımıza girmesiyle birlikte data paylaşımını kat be kat fazlasıyla kullanacağız. Yeni ücretlendirme ve cihaz edindirme modelleri de pazarlamanın esası olacak.

Apple, iPhone 6 serisini tanıtırken NFC’de yaptığı atağı da tanıttı. Buna göre Apple Pay adını verdiği ödeme sistemiyle, nakit ödemeye yeni bir ivme kazandırdı.

Apple’ın NFC entegrasyonuyla mobil ödemeler alanında girişiyle, kısa bir süre sonra Starbuck’s kahvenizi ya da McDonald’s menünüzü iPhone 6’nızı ya da Apple Watch’unuzu kullanarak satın alabileceksiniz. Peki Apple’ın bu işten karı ne olacak? Daha da önemlisi mağazalar -bu durumda Starbuck’s- hizmeti kullanmak için bir bedel ödeyecek mi?

Buyurun yeni rekabet alanı burası. Apple Pay’i kullanmayı vadederseniz, iPhone 6’yı niye size bedava vermesin.

E-ticaret devi Amazon, geçtiğimiz yıl sonunda Amerikalı 3. parti internet satış kanallarına açtığı ‘Login and Pay with Amazon‘ hizmetini Avrupalı e-ticaret sitelerinin de kullanımına sunmaya başlıyor.

Tetikleme devam ediyor. Sistemin oturması için yasal bazı aksaklıklar var ama en kısa sürede dünyanın en büyük ödeme sistemi cep telefonlarımızın içinde olacak. Farklı kaynakların da doğruladığı haberlere göre, bankalar, yıllık 40 milyar doların üzerinde gelir yaratan kart okuma ücretlerinin bir kısmını Apple’la paylaşmaya hazırlar.

Diğerleri de boş durmuyor.

Gelelim cep telefonlarının ucuz veya bedava olmasına. Zaten ülkemizde çok konuşan ve data kullananlar için telefon bedellerinin bir anlamı yok. Operatörler bu müşterilerine her çeşit modelleri sunuyor.

Hatta kampanyalar var.  1 liradan, 5 liradan başlayan ödeme sistemleriyle akıllı telefonlara erişmek mümkün.

Önemli olan hizmet ve kalite… İkisi olmadan müşteri memnuniyeti olmuyor.

Bir önceki yazımız olan WebRTC başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yazar hakkında Tüm iletileri göster

canercan98

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *