Kategori-Genel

Geleceğin televizyon platformu Turkcell TV Plus

Günümüzde yayıncılık her anlamda kabuk değiştiriyor. Teknolojik gelişmelerden en fazla etkilenen sektörlerin başında gelen yayıncılık, geçtiğimiz dönemde görsel, yazılı ya da işitsel anlamda büyük dönüşümler yaşadı ve yaşamaya da devam ediyor.

Kısa bir süre önce tanıttığımız Turkcell TV Plus da uzun süredir takip ettiğimiz bu dönüşümün neticesinde ortaya çıkan bir platform. Geleceğin televizyon platformunu, yayıncılıktaki dönüşümü yakından takip ederek oluşturduk ve müşterilerimizin hizmetine sunduk.

Dünyada televizyon yayıncılığının gösterdiği eğilimleri ve kullanıcıların ihtiyaçlarını analiz ederek hazırladığımız Turkcell TV Plus’ı geleceğin televizyon platformu olarak konumlandırıyoruz. TV Plus, kullandığı teknolojilerle geleceğin televizyon izleme alışkanlıklarını şekillendirmesinin yanı sıra, herkese açık bir platform olma özelliği ile dikkat çekiyor. Bu platform üzerinden dileyen herkesle iş birliği yaparak, içerik anlamında oldukça farklı bir noktaya geleceğimize inanıyorum. Kanal sınırımız bulunmuyor. Uydu tabanlı teknolojilerde yaşanan frekans sıkıntılarından uzak, yine bu teknolojilerin etkilendiği hava şartlarından etkilenmeyen bir platform. Sadece sınırsız kanal sunabilme özelliği düşünüldüğünde dahi, platformumuzun şimdiden geleceğe uyum sağlamış durumda olduğunu söylememiz gerek. İçeriğin kullanıcılar tarafından üretildiği televizyon kanallarını izleyeceğimiz günler çok yakın.

Turkcell TV Plus, geride bıraktığımız kısa dönemde ortaya çıkan rakamlara bakıldığında da bize geleceğin platformu olduğunu işaret ediyor. İki ay gibi kısa bir dönemde 35 bini aşkın müşterimizin evine Turkcell TV Plus kurulumu gerçekleştirdik ve aldığımız geri dönüşler de oldukça pozitif. Turkcell Superonlineolarak müşterilerimizin yeni dünyanın televizyon izleme alışkanlıklarına çok kısa bir sürede uyum sağladığını gözlemliyoruz. Bu aynı zamanda teknolojiye ne kadar yatkın bir nüfusa sahip olduğumuz gerçeğini de ortaya koyuyor.

Turkcell TV Plus’ı farklı ve geleceğin platformu yapan teknolojik özellikleri, ilk bakışta çoklu ekran, sosyal medya entegrasyonu, buluta kayıt ve dilediğiniz kanalı 12 saat geriye istediğiniz zaman alabilmek olsa da, platformun sınırsız kanal seçeneği sunması, dilendiği anda yeni kanallar kurulması da bize geleceğin alışkanlıklarını şimdiden deneyimleme fırsatı sunuyor.

Turkcell TV Plus’ın teknolojik özellikleri bu kadarla da sınırlı kalmayacak. Fiber altyapı üzerinden genişleyebilir yazılım ve görüntü kalitesi özellikleri ile şu an ülkemizde en ileri teknolojiyi kullanan platform, tamamen kullanıcıların ihtiyaçları ve kullanım alışkanlıklarında meydana gelen değişimler göz önüne alınarak hazırlandı. Nielsen’in gerçekleştirdiği bir araştırma bu değişimi çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. 2006 yılında dünyada televizyon izleme alışkanlığına bakıldığında, kullanıcıların yüzde 69 kendilerine sunulan içerikleri seyrederken, yüzde 31’i ise seç-izle olarak adlandırılan, zamana bağımsız içerikleri tercih ediyorlarmış. 2013 yılına gelindiğinde ise, bu oran neredeyse tam terse dönmüş durumda. Yüzde 68 seç-izle oranına karşılık, yüzde 32 sabit yayın akışı izler hale gelmiş. Turkcell TV Plus, dünyada yaşanan bu eğilimlerden ilham alıyor. Teknolojinin gidişatına bakıldığında, 4K, Ultra HD çözünürlükte içerikler de diğer platformlardan önce, internet üzerinden kullanıcılara ulaşacak.

TV Plus, gerçek çoklu ekran deneyimi ile televizyon, bilgisayar, tablet ve cep telefonunda birebir aynı deneyimi kullanıcıya sunuyor. Evde kaydetme talimatı verdiğiniz bir içeriği, dışarıda telefonda ya da tablette izleyebiliyor, evde izlemeye başladığınız bir içeriği ise kaldığınız yerden zamandan ve mekandan bağımsız olarak izlemeye devam edebilirsiniz. Sevdiğiniz bir dizinin tüm sezonunu, ya da bir programın kısacık bir parçasını kaydedebilir, bu kaydı yakınlarınızla paylaşabilir veya sosyal medyada o içerikle ilgili yapılan yorumları gerçek zamanlı takip edebilmeniz mümkün.

Turkcell Superonline olarak geride bıraktığımız 6 yıllık sürede bir altyapı şirketinden, ürün ve hizmetler sunan, kullanıcılarımızın evlerinde hayatlarını kolaylaştıran ürünler ve servisler üreten bir şirket olma yolunda hızla ilerliyoruz. Turkcell TV Plus da bu ev içi teknoloji çözümlerimizden en önemlisi. Gelecek dönemde müşterilerimizin evde hayatlarını kolaylaştıracak en son teknolojiye sahip çözümlerimizi ve hizmetlerimizi hızla arttırırken, ülkemizi fiber optik ağlar konusunda da gelişmiş ülkeler seviyesinde tutmaya yönelik yatırımlarımızı sürdüreceğiz.

4G fiberle gelecek

Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de de kullanılması beklenen 4G teknolojisinde kilit rolü fiber altyapısı üstleniyor.

4G ya da LTE olarak adlandırılan dördüncü nesil mobil internet bağlantı teknoloji ülkemizde de kullanılmaya başlanıyor. Bir iki yıl içinde hayata geçmesi beklenen 4G özellikle sunduğu hız ile çalışma hayatını yeniden şekillendirecek. Kabaca bir hesap olacak ama 4G’nin teorik hızı yaklaşık olarak 300 Mbps. Çift ya da 4 taşıyıcılı sistemlerle bu hız 4 katına (yani neredeyse 1000 Mbps’ye) çıkabiliyor. Devamı Oku

2014’ün Facebook özeti mobilite desteğiyle karşınızda

Facebook’ta bir yıl boyunca neler yaptığınızı, neler paylaştığınızı görmek istiyorsanız “Facebook Year in Review” yeniden karşınızda.

Facebook artık hayatımızın baş köşesinde yerini almış durumda. Bunu kabul etsek de, etmesek de, İnternet dendiği zaman aklımıza önce Google, ardından Facebook geliyor. Dünya’nın en büyük sosyal ağı olan Facebook, yaklaşık 1,5 milyar aktif kullanıcısıyla adeta dev bir cumhuriyet. Hayatımızın büyük bir kısmını iletilerle, fotoğraflarla ve durum güncellemeleriyle paylaştığımız Facebook’ta yeni yıl heyecanı başlamış durumda.

Geçtiğimiz yıl “Year in Review” adlı video sistemiyle, yıl boyunca neler yaptığımızı çok hoş bir şekilde gösteren sosyal ağ, bunu unutulmaz bir video haline getirmişti. Birçok kişi, Dünya’nın en büyük sosyal ağı tarafından kendisine böyle bir video sunulması üzerine duygulu anlar yaşamıştı. Kısaca Facebook, bizlere zamanın ne kadar çabuk ve dolu dolu geçtiğini kendi arayüzü üzerinde göstermişti.

Facebook Year in Review videosu bu yıl da karşımıza çıkıyor. Üstelik çağımızın trendine ayak uydurarak, mobil cihazlara uyumlu olarak. Bu yıl akıllı telefonlarımızda da görüntüleyebileceğimiz yılın özeti, bizlere yeniden duygu dolu anlar yaşatmayı hedefliyor. Bu kez Facebook bize bir video değil, parmağımızla ekrana dokunarak ya da faremizle imleci tutturarak aşağı doğru kaydırabileceğimiz bir akış sunuyor. Facebook’un bu hizmeti ile yıl boyunca yaşadığınız önemli anları, paylaştığınız fotoğrafları ve hayatınıza damga vuran olayları modern bir tasarımla görüntüleyebiliyorsunuz.

Bu kez mobil cihaz kullanıcıları için daha avantajlı bir yapıda olan Facebook Year in Review’da, akıllı telefon üzerinden Facebook kullananlar hangi fotoğrafların ve hangi olayların bu akışta görüntüleneceğine karar verebiliyor. Yani yıl özetini istediği gibi özelleştirebiliyor. Bilgisayarlardan Facebook’a girenler bu imkandan faydalanamıyor, Facebook kullanıcıya neyi sunarsa onu paylaşmakla yetinmek durumunda kalıyor. Bu doğrultuda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Facebook artık mobil cihazlara daha fazla önem veriyor, özen gösteriyor. Facebook Year in Review hizmeti kullanıcılara sunulmaya başlanmış durumda.

Bu teknoloji bizi geleceğe taşır mı?

Verileri 1 milyon yıl saklayacak cam diskler geliyormuş. Benim asıl merak ettiğim o disklerin içinde ne olacak ve o dönemin insanları ne kadarıyla ilgilenecek…

Teknoloji denince ilk çağrışımı gelecek oluyor. Buna itiraz etmek mümkün değil belki ama parlak gri elbiseleriyle, her işlerini bir takım tuşlara dokunarak, ekranlarda parmaklarını kaydırarak halleden bu yeni insanların bugünle bağı ne olacak diye merak etmemek de mümkün değil. Merakımın sebebi, teknolojinin bugünü geleceğe bağlayan bir bağ olarak görüldüğünden şüphe etmem. Sanki teknoloji bugünden bağımsız bir gelecek tahayyülünün altyapısı olarak var sadece. Oysa biz teknolojiyi, bizi geleceğe taşıyacak diye sevmiştik.

En iyisi ağzımdaki baklayı çıkarayım. Diyelim ki yarın bir arkadaşım (ben değil elbette bir arkadaşım) çok başarılı bir kitap yazsa -ve evet amacı şu dünyada baki bir ses bırakmak olsa- nefesi hangi vakte kadar yetişir?

Geleceğe varlığını taşıma kaygısı sadece bugüne ait değil elbette. Muhtemelen atalarımız da bundan beş bini aşkın sene önce yazıyı bulduklarında aynı saikle hareket ediyorlardı. Sonra Çinliler kağıdı buldu, matbaayı keşfetti. Bu arada mağara duvarlarına yapılanlardan bugün en zengin salonları süsleyenlere resimlere, gülüp geçtiğimiz komik videolardan festivallerde ödüllere boğulan filmlere, origami şaheseri tuzluklardan saray bahçelerini süsleyen heykellere kadar geniş bir yelpazeyi de aynı kaygının taşıyıcısı olarak görebiliriz.

Olsun, biz yine yazılı eserler üzerinden gidelim. Tarihteki en eski eksiksiz basma kitap olarak, Çin’de 868’de basılan Elmas Sutra biliniyor. Peki, son basılı eser matbaadan çıktığında hangi yılda olacağız? Biz hala kütüphanesinde dizili kitaplara bakıp keyif alan bir nesiliz ama birkaç kuşak sonrası için bu tutkumuz anlamsız bir dantel örtü sevdası muamelesi görebilir.

O yüzden Southampton Üniversitesi ve Eindhoven Teknoloji Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının üzerinde çalıştığı yeni bir sabit disk teknolojisi, şu varlığını geleceğe taşıma meselesinde önemli rol oynuyor. 360 terabayt kapasiteye sahip sabit diskin en dikkat çekici yanı bilgileri 1 milyon yıl boyunca bozulmadan ve kaybolmadan saklayabilme olasılığı. Araştırmacılar cam diskin bin dereceye kadar sıcaklığa dayanabileceğini ve doğal afetlerden de etkilenmeyeceğini söylüyor.

Sözün özü, arkadaşımın yarın yazmaya başlayacağı kitap bu cam disk sayesinde yeni bir buzul çağını da, kavurucu sıcakları da aşarak yüzyıllar sonrasına kalabilir. Buradan kendisine müjde olsun, hemen çalışmaya başlayabilir…

Ucuz veya bedava telefon ister misiniz?

Geçen hafta Google, Hindistan’da 105 dolara satacağı Android One adlı akıllı telefonunu tanıttı.

Hindistan’dan Micromax, Karbonn and Spice Mobiles olmak üzere üç farklı operatörle anlaşan Google, Android One’ı bu yılsonuna kadar Filipinler, Endonezya ve diğer bazı Güney Asya ülkelerine götürmek istiyor. Android One’ın 2015 yılında daha fazla ülkede piyasaya sunulacağı belirtiliyor.

Aslında ucuz telefon olayını Google başlatmadı. Mozilla geçen ay benzeri bir adım atmıştı. Ürettiği 33 dolarlık cep telefonlarını Hindistan’da satışa çıkaran Mozilla, işletim sistemi olarak da Firefox yazılımını kullanıyor.

Ucuz telefon mümkünse, buna karşın beş altı kat fiyatlı etiket koyan ünlü markalar ne yapacak?

Ucuz hatta bedava telefon olayına farklı yönlerden bir bakalım.

Beş altı yıl önce genç bir işadamı arkadaşımı uzun bir zaman sonra yeniden gördüm. Çin’de yeni bir şirket kurmuş ve farklı işlerin yanı sıra bir de ev ve işyeri alarmları üretecek bir şirket projesi üzerine çalıştığını söyledi.

Aradan bir müddet sonra projeyi sordum. “Vazgeçtim” dedi. Durum şuydu: Alarmı üretmek sorun değildi, esas sorun bunu ev ve işyerlerine pazarlamaktı. Bunu da ancak bedava dağıtıp, güvenlik hizmetinden para almakla sürdürülebilir bir yapı kurabilirdi.

Ardından hatırlatmayı da ihmal etmedi. Gelecek yıllarda elektronik eşyalar ya bedava verilecek ya da sembolik fiyatlarla satılacak.

“Bedava” deyince aklıma Chris Anderson’un kitabı geldi. Cris’in  “Bedava” adlı kitabı yeni üretim süreçlerini sorgulayan bir özelliği var.

Bizde bir söz vardır; “Ucuz etin yahnisi…” diye başlar. Gerçekten de öyle mi?

Anderson, dünyanın en popüler teknoloji dergilerinden Wİred’ın editörüdür. Kitabın ana fikri “Hiçbir şey bedava değildir. Sadece pazarlama farklıdır”. Yerinde ve anlamlı örneklerle internette, yoğun rekabet ortamındaki pazarlamayı anlatıyor.

Dünya küresel bir köy haline gelirken, “big data” denilen bilgi kaynağı her şeyi daha şeffaf kılarken, kâr marjları da düşmeye devam ediyor.

Kitaptan çıkarım yaparak şu pazarlama esasları ortaya konulabilir:
. Hizmeti bedava ver, ürünü sat.

. Ürünü bedava, hizmeti sat.

. Yazılımı bedava ver, ürünü sat.

. Donanımı bedava ver, yazılımı sat.

. Cep telefonu bedava ver, konuşmayı sat. .

Maddeleri uzatabilirsiniz…

Yani dijital yayını satın al, smart tv’yi bedava al. oyun konsolunu satın al tv’yi bedava al. İki yıl internete abone ol, notebook’u bedava al. İspark’a abone ol, otomobilini ucuza kirala… Böyle teklifleri yakında fazlasıyla görebiliriz.

Olayın iki tarafı var. Basit bakış açısıyla Andersen’in anlattığı gibi sonuçlar çıkarabilirsiniz. Bir diğeri de küresel oyuncuların 15 yıl önce bizzat ifade ettikleri, dijital vizyonla ilgilidir.

O tarihte yazdığımı hatırlıyorum. Davos zirvesinde Bill Gates, ATT CEO’su, Aol’un CEO’su ve o dönemin etkili liderleri, şu vizyonu ortaya koydular: Günümüzdeki bilgi ağı Asya Steplerinden, Afrika Sahra’sına kadar her yere herkesin ulaşabileceği bir bedelle ulaşamazsa, bilgi çağı istenilen hedefe ulaşamaz. Bunun da maddi değeri 50 doları aşmamalı.

O gün için hayal olan bu hedef artık örnekleriyle ulaşılabilir hale gelmiştir. Ucuz telefon dediğimiz olayın arka planında bu vizyonu da görmek gerekir.

Şöyle de bakabiliriz duruma. Afrika’da Facebook’ta takipçi sayısı 100 milyon üyeliği geçti. Facebook, mobil operatörlerle ile görüşerek ucuz telefon ile internete erişim sağlanması için girişimlerde bulunuyor.

Mark Zuckerberg, hedeflediği ucuz telefon projesi gerçekleşirse, Whatsapp ile 3 milyar insana ulaşmayı planlıyor.

Benzeri hedefi Twitter, Instagram, Google ve diğerleri de hedefliyor.

2014’ün ikinci çeyreğinde küresel akıllı telefon satışları ilk kez 300 milyon adedi geçti. Sektör önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25,2 büyüdü.

Pazardaki büyüme ile birlikte satışların yüzde 73’üne denk gelen 216,25 milyon telefon etiket fiyatı 400 dolar ve altında olan cihazlardan oluşuyor. Bu pazar özellikle Çin merkezli üreticilerin kendilerine yer bulduğu önemli bir alan haline gelirken Türkiye’de General Mobile, Turkcell, Vestel gibi markaların da bu pazar için ürünler ile sahneye çıktıklarını göz ardı etmemek gerekiyor.

Data paylaşımı artıyor, konuşma gelirleri düşüyor. 4G ve nesnelerin hayatımıza girmesiyle birlikte data paylaşımını kat be kat fazlasıyla kullanacağız. Yeni ücretlendirme ve cihaz edindirme modelleri de pazarlamanın esası olacak.

Apple, iPhone 6 serisini tanıtırken NFC’de yaptığı atağı da tanıttı. Buna göre Apple Pay adını verdiği ödeme sistemiyle, nakit ödemeye yeni bir ivme kazandırdı.

Apple’ın NFC entegrasyonuyla mobil ödemeler alanında girişiyle, kısa bir süre sonra Starbuck’s kahvenizi ya da McDonald’s menünüzü iPhone 6’nızı ya da Apple Watch’unuzu kullanarak satın alabileceksiniz. Peki Apple’ın bu işten karı ne olacak? Daha da önemlisi mağazalar -bu durumda Starbuck’s- hizmeti kullanmak için bir bedel ödeyecek mi?

Buyurun yeni rekabet alanı burası. Apple Pay’i kullanmayı vadederseniz, iPhone 6’yı niye size bedava vermesin.

E-ticaret devi Amazon, geçtiğimiz yıl sonunda Amerikalı 3. parti internet satış kanallarına açtığı ‘Login and Pay with Amazon‘ hizmetini Avrupalı e-ticaret sitelerinin de kullanımına sunmaya başlıyor.

Tetikleme devam ediyor. Sistemin oturması için yasal bazı aksaklıklar var ama en kısa sürede dünyanın en büyük ödeme sistemi cep telefonlarımızın içinde olacak. Farklı kaynakların da doğruladığı haberlere göre, bankalar, yıllık 40 milyar doların üzerinde gelir yaratan kart okuma ücretlerinin bir kısmını Apple’la paylaşmaya hazırlar.

Diğerleri de boş durmuyor.

Gelelim cep telefonlarının ucuz veya bedava olmasına. Zaten ülkemizde çok konuşan ve data kullananlar için telefon bedellerinin bir anlamı yok. Operatörler bu müşterilerine her çeşit modelleri sunuyor.

Hatta kampanyalar var.  1 liradan, 5 liradan başlayan ödeme sistemleriyle akıllı telefonlara erişmek mümkün.

Önemli olan hizmet ve kalite… İkisi olmadan müşteri memnuniyeti olmuyor.

Güncel Seo Çalışması

Bir iş bloğu, sıralamalarda kişisel bloglardan daha çok yer alır. Bu da sanal alemde markanızı duyurmak için daha güzel bir fırsat sunar. Bununla birlikte, bloğunuzun SEO’nuza yardım etmesi için . Bir sitenin bütün sayfalarını düzenler gibi, her bir blog yazısını düzgünce düzenlemek için zaman ayırmanız gerekir.

Bloğunuzu daha çok SEO dostu yapmak için 3 ipucu aşağıda yer almaktadır:

1. Bütün Yazıları Düzenleyin

İlişkili aramalar için blog yazılarınızın iyi sıralarda yer almasını istersiniz. İyi bir sırada yer alması için, şirketinizin sitesinin sayfalarına yaptığınız gibi, her bir blog yazısını düzenlemelisiniz. Bir yazı yazdığınız zaman, içeriğinize en iyi hangi anahtar kelimenin/kelimelerin uygun olduğuna karar verin ve o anahtar kelimenin yazdığınız yazının kendisiyle bağdaşıp bağdaşmadığına bakın. Blog yazınızın gelişme bölümüne bu anahtar kelimeyi koymayı deneyebilirsiniz, ama URL yapısını ve H1 ve H2 sekmelerini de unutmayın. SEO için blog yazılarını düzenlemenin esas yolu onu doğal yapmaktır. Eğer bir anahtar kelime belli bir cümle içinde doğru görünmüyorsa, onu zorlamayı bırakın.

2. İlişkili Yazıların Linki Ve Hizmet Sayfaları

Bir ziyaretçi bloğunuzu ziyaret ettiğinde, onu olabilidiğince uzun süre orda tutmak istersiniz. Ziyaretçilerinizi bloğunuzda daha uzun süreli tutmanın yolu, bloğunuz için iç linkler (internal link) geliştirmektir. Linklerle alakalı yazılar, ziyaretçilerin özel bir konu üzerinde daha detaylı okuma yapmasını sağlar. Ayrıca, blog yazılarınızdan, onlarla ilişkili ürün/hizmet sayfalarına dönen linkleri de denemelisiniz. Bloğunuzu, web sitenize doğru akışı artırmak için kullanın ve iyi seçilmiş bir hedef kitleye odaklanın.

Her bir blog yazınız için çok fazla link almanıza gerek yoktur, birkaç tane yararlı link ziyaretçileri sayfanıza yönlendirmeye yetecektir.

3. Benzersiz Meta Tanımları Yazın

Bir çok site sahibi kendilerini meta tanımları yazarken sıkmazlar ve bloglarını öylece bırakırlar. Evet, meta tanımları bir sıralama faktörü olarak çok önemli olmayabilir, ancak bu, bloğunuzun SEO’suna yardımcı olmayacağı anlamına gelmez. Bloğunuzun meta tanımlarını SERP’de küçük reklamlar gibi düşünün. Ordaki 150 kelime, arama yapanları SERP’deki diğer bloglar yerine sizin bloğunuzu seçmeye ikna etmek için birebirdir. Blog yazınızı yazarken fazladan bir 5 dakika ayırın ve hızlı bir meta tanımı yaparak, bloğunuzu öne çıkarın.

Seo Araştırma Aşaması

İş araştırması aşaması,Seo çalışmasının ilk aşamasını oluşturmaktadır.Bu aşamada oayı netleştirebilmek için bir takım sorunlardan yola çıkarak elinizdeki verileri bir araya getirebilir,bu sayede daha sağlıklı ve başarılı çalışmalar yapabilirsiniz.

Mesela online tanıtım ve pazarlama konusundaki öngörünüz nedir?İşinizin ya da projenizin internet ortamında sağlıklı bir biçimde aktarılabilmesi için neler yapılması gerekiyor?Hedefleriniz nelerdir?Hedeflerinizin gerçekliği ve uygulanabilirliği konusundaki bir araştırmanız var mı ?Projeniz için birzaman planlaması yaptınız mı?Projeniz için ne kadar bütçe  ayırdınız?

Bu soruları çoğaldıkça ve cevapları isabetli oldukça resmi daha net görebileceksiniz.Karanlıkta el yordamıyla ilerlemeye çalışan biri gibi olmayacaksınız.

Rakip analiz aşamasıyla,araştırma aşamasının ikinci evresine geçmiş olacaksınız.Yola daha önce çıkmış rakiplerinizi iyi analiz etmek sizi Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışmaktan kurtarıcak seo çalışmalarınızda sizleri daha da hızlandırıcaktır.Muhtemel anahtar kelimelerinizi kullarak büyük arama motorında araştırma yapın ve üst sıralarda çıkan siteleri detaylı olarak inceleyin.

Tüm bu araştırmalar ve veriler ışığında anahtar kelime araştırma evresi ile devam edebilirsiniz.Bunun için Google Awords Anahtar Kelime Aracı ve benzeri araçlarıda kullanabilirsiniz.Hedeflemeyi düşündüğünüz kelimelerle ilgili bilgiler ve istatistikler de seo çalışmalarında karar verme konusunda size yardımcı olucaktır.

Alternatifi olmayan kanallar

Akıllı telefonlar ve tabletler hayatın her noktasına dokunmaya başladı. Hal böyle olunca da bir anda her şey akıllanmaya başladı. Akıllanmak demek bir şekilde aslında internet erişimine sahip olmak, internet üzerinden yönetebiliyor ve yönetilebiliyor olmak demek.

Bankacılık sektörü de bu dünyanın önemini kavramış durumda. Genel olarak baktığımızda, klasik bankacılığın dışında yapılan işlemlere (şubeden uzak, internet üzerinden veya mobilden…) alternatif kanallar deniyor. Aslında burada bir düzeltme yaparak alternatifi olmayan kanallar demek daha doğru olacaktır. Çünkü bugün hemen hemen tüm bankacılık işlemlerinizi akıllı telefonlarınıza indirdiğiniz uygulamalardan gerçekleştirebiliyorsunuz. Hemen her bankanın akıllı telefonlar için uygulamaları bulunuyor ve bu yönde müşterilere teşvik edici avantajlar sağlanıyor. En basit örneğini vermek gerekirse, basit bir havale veya EFT işlemini internetten veya telefon bankacılığından yaptığınızda bir ücret ödemeniz gerekiyor. Ama çoğu banka mobilden yapılan EFT ve havale gibi para transferleri ücretini ya almıyor ya da indirim uyguluyor. Devamı Oku

Zenginleştirilmiş telekomünikasyon API’leri ve yönetimi

Telekomünikasyon alt yapılarının, internet servisleri, mobil uygulamalar gibi diğer bilişim tabanlı sistemler ile kıyaslandığında, görece daha komplike protokollere sahip olduğu bilinmektedir. Bunun yanı sıra donanımsal yeterliliğin de sağlanması, operatör yeteneklerinin kullanılabilmesi için gereklidir. Bu bağlamda, operatörün telekomünikasyon yeteneklerini dış dünya ile paylaşması önem taşımaktadır. Bu sayede, farklı sistemler maliyetli donanım ve yazılımlara gerek kalmadan API (Application Programming Interface) aracılığıyla bu tip yetenekleri kullanabilir hale gelmektedir. Telekomünikasyon API’lerinin dış dünyadaki ihtiyaca yönelik zenginleştirilmesi ve API yönetiminin sağlanması bu ihtiyaca cevap vermektedir.  Devamı Oku

Turkcell’den hassas konum ile 112 arama hizmeti

Yaşamın herhangi bir anında insan hayatının tehlikeye düştüğü koşullarla, kazalarla veya afet durumları ile karşılaşabiliriz. Bu gibi durumlarda bize en yakın 112 acil yardım merkezlerinden destek almamız kritiktir.

Türkiye’nin herhangi bir yerinden sabit hatlar veya mobile şebekeler üzerinden 112’yi ücretsiz olarak arayarak acil sağlık sorunlarınıza ambulansla hizmet alabilirsiniz. 112’yi mobil şebekeler üzerinden aradığınızda abonesi olduğunuz mobil şebekenin kapsaması olmaması durumunda bile kapsaması olan diğer mobil şebekeler üzerinden aramayı gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca  cep telefonunuzda sim kartınız olmadığı durumda veya cep telefonunuz tuş kilidinde olduğu durumlarda dahi 112 araması gerçekleştirebilirsiniz.

Mevcut teknoloji ile mobil şebekeler üzerinden gerçekleştirilen 112 aramaları, arama yapan abonenin hizmet aldığı baz istasyonuna en yakın Acil Komuta Kontrol Merkezi’ne bağlanır. Bu aramalar esnasında arayan kişinin kendi konumunu tarif etmesi ile zaman kaybedilebilir veya hatalı yol tarifleri ile acil müdahale için geç kalınabilir. Bu gibi durumların önüne geçerek ambulansı, vakanın olduğu yere en hızlı bir şekilde yönlendirebilmek adına Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı 112 Komuta Merkezi Konum Bilgisi Entegrasyonu Projesi gerçekleştirilmiştir. Bu proje ile 112 Acil’i cep telefonundan arayan kişinin koordinatları Acil Komuta Kontrol Merkezleri ile paylaşılabilir hale gelmiştir. Operatörler tarafından paylaşılan konum bilgisinin hassasiyeti acil durumdaki kişilere daha hızlı bir sürede ulaşılmasını sağlayacaktır. Turkcell, bu noktada Türk Mühendisleri tarafından geliştirilen Lokasyon Tabanlı Acil Uygulaması ile 112 Acil’i arayan kişinin konumunu hesaplamaktadır. Arama yapan kişinin konumuna göre baz istasyonunun bulunduğu koordinatlar, Acil aramalar için şebekeden tetiklenen lokasyon bilgisi veya uygulamanın şebekeden konum talep etmesi gibi çeşitli yöntemler kullanmaktadır. Bu yöntemler ile arama yapan kişinin konumu en hassas şekilde belirlenerek 112 Komuta Kontrol Merkez’lerine iletilmektedir.

Gelinen nokta çok iyi olmasına rağmen bazı acil durumlarda olayın gerçekleştiği konum itibari ile 112 aramaları en yakın acil komuta kontrol merkezlerine  yönlendirilemeyebilir. Bunun nedeni körfez, boğaz ve il sınırı gibi lokasyonlarda abonenin servis aldığı baz istasyonunun lokasyonu abonenin gerçekte bulunduğu bulunduğu il veya ilçeden farklı olabilmesidir. Bu durumda 112 Acil’i arayan kişi örneğin Üsküdar’da iken servis aldığı baz istasyonu Beşiktaş’ta olabilir. Mevcut teknoloji gereği  yapılan arama baz istasyonuna en yakın Acil Komuta Merkezi olan Beşiktaş’a yönlendirilir. Turkcell geliştirdiği yenilikçi çözüm ile 112 Acil aramalarında abonenin servis aldığı baz istasyonunun konumuna göre farklı yöntemler uygulayabilmektedir. Servis alınan baz istasyonu Boğaz, körfez veya İl sınırı gibi bir bölgede ise 112 Acil araması yapan kişinin koordinatlarını elde ederek aramayı bu bilgiye göre yönlendirmektedir. Bu sayede Üsküdar’da bulup Beşiktaş’taki baz istasyonundan servis alan kişilerin 112 Acil aramaları Üsküdar’da bulunan Acil Komuta Kontrol Merkez’ine yönlendirilmektedir.