Kategori-Genel

10 maddede 2016’nın depolama trendleri

2016 yılına girdik ve yeni bir yılın getirdiği yeni depolama trendleri ile karşı karşıyayız. 2016 yılında veri merkezi yöneticilerinin, kurumsal stratejileri ve depo alımlarını şekillendirecek olan bu trendleri göz önünde bulundurması oldukça muhtemel görünüyor.

1. Soğuk depolama/Arşivleme

Veri arşivleme ve soğuk depolama, akın akın gelen sınıflandırılmış veya sınıflandırılmamış tüm verilerin depolanmasında birçok şirketin kullandığı nispeten sıradan ancak bir o kadar da gerekli bir yöntem. Soğuk depolama ise nadir kullanılan verilerin saklanmasında oldukça masrafsız bir yöntem ve verilerin yavaş çalışan ucuz disklere kaydedilmesi sayesinde medya masrafları da düşüyor. Bu yöntemler depolama konusunda eskiden ikinci tercih konumunda olsa da 2016 yılında bu durum değişecek gibi görünüyor.

2. Depoyu hibrid bir bulut sistemine dönüştürme

Bulut teknolojisinin kullanılmaya başlanmasından bu yana 10 yıllık bir süreç geride bırakıldı ancak şirketler kamu ve özel gibi birden fazla veri kaynağını hareket ettirmede zorluklar yaşıyor. Özellikle büyük çapta veri projelerini gerçekleştirirken tüm verilerin bir noktada birleştirilmesi ve birlikte hareket ettirilmesi gerekiyor. 2016 yılı itibariyle depo ve bilişim sağlayıcıları, şirketlerin verilerini farklı bulut sistemleri arasında kolaylıkla taşıyabileceği yöntemler üzerinde çalışıyor.

3. Sıralı depolama otomasyonu

Yeni yıl ile birlikte birçok veri merkezi elindeki verileri en sık erişilen ve nadir erişilen gibi kategorilerde tutarak hızlı erişim sağlamaya başladı. Bu yöntemde sürekli erişim talep edilen veriler taşınabilir ve sabit durumdaki hızlı sürücülere depolanırken erişim isteğinde yoğunluk olmayan diğer veriler daha yavaş disklere veya bant sürücülerine depolanıyor. Eskiden bu tarz kategorilere ayrılma işlemi el ile yapılırken 2016 yılı itibariyle bu işlem önceden programlama ile veri depolama otomasyonunu önemli ölçüde hızlanacak.

4. Hareketli iş istasyonları

Laptop veya masaüstü bilgisayar tercihlerinizde artık sabit sürücüler yerine taşınabilir sürücüler bulunsun. Bu tarz depolama sistemine sahip daha fazla bilgisayarın bir araya gelmesiyle verilerin bir bulut veya veri merkezinde toplandığı daha küçük bir istemci oluşturulabilir.

5. Taşınabilir sürücüler

2015 yılının ortalarında taşınabilir sürücülerin fiyatlarında 18 aylık bir sürede yaklaşık %75’lik bir düşüş yaşandığı görüldü. Artık veri merkezleri depolarını taşınabilir sürücülerinden oluşturmak için kesenin ağzını açmaya başladılar.

6. Yeni nesil sabit sürücü

Veri merkezleri uzun bir süredir depolama için sabit sürücüleri kullanıyor ve sabit sürücüler bir anda ortadan kaybolmayacak. 2016 yılı ile birlikte Intel, Optane sürücülerinde yeni nesil bir depolama sistemi kullanacak ve bu sistem şu an taşınabilir veya sabit sürücülerde bulunan veri depolama sisteminden 1.000 kat daha hızlı çalışabilecek. Söz konusu Optane sürücüler, sabit sürücünün güç kaybı yaşaması durumunda dahi verileri saklayıp koruyabilecek.

7. Verileri bilanço tablosunda malvarlığı olarak kullanma

Verilerin şirketlerin bilanço tablosunda paraya çevrilebilir bir varlık olarak gösterilmesi şimdiden sanayi analistleri ve düzenleyicileri tarafından aktif bir şekilde tartışılıyor. Eğer bu durum gerçekleşirse, şirketlerin veriye olan bakışları tamamen değişecek ve depolama açısından verilerin değeri şirket gözünde oldukça artacak. Bu durum son teknoloji depolama yöntemlerine ve depolama yönetimi sistemlerine yapılacak olan kurumsal yatırımları artırabilir.

8. Baştan sona depolama yönetimi

Kategorili depolama yönetimi otomasyonundaki problem her depolama sağlayıcısının kendine özgü donanım ve teknolojiye sahip olması. Depolama yöneticisinin gözünden bakıldığında tüm depolama sisteminin nasıl işlediğine dair genel bir şemanın olması gerekir. 2016 yılında tek bir bütün olarak işleyen bir depolama yönetiminin gerçekleşeceğinden söz edemeyiz ancak depolama sağlayıcıları daha ucu açık bir arayüz oluşturmak için çalışmalarına devam ediyor. Bu doğrultuda “eklenti” konsepti hayata geçirilerek birden farklı depolama sisteminin bir arada nasıl çalıştığı tek bir şema üzerinden görüntülenmesi amaçlanıyor.

9. Daha iyi katıhal sürücü performansı için yeni yongalar

APKD (Alanda Programlanabilir Kapı Dizileri) yongaları, teknik olarak veri dünyasının bir parçası ancak depolama sağlayıcıları artık daha büyük veri işlemleri için yeni yonga türlerini kullanmanın yollarını arıyorlar. APKD işlemcileri büyük boyutlardaki verilerin daha hızlı işlenmesini sağlıyor ve bu sayede veriye erişimdeki karar sürecini büyük oranda kısaltıyor. APKD teknolojisi bu işlemi yaparken eski bir sabit sürücü tekniği olan “veri bölmeyi” kullanıyor. Süreç içerisinde erişilmek istenen veri birden fazla parçaya ayrılarak birden fazla farklı depolama sürücüsüne dağıtılıyor ve daha hızlı erişim sağlanıyor. Bu sayede sabit disk performansı artıyor ve yüksek veri taleplerinde dahi kolaylıkla çalışıyor.

10. Kasetlerin geleceği

Kasetlerin bir depolama yolu olarak kullanılmasının zamanla azalıp yok olacağı senelerdir dile getirilen bir kehanet olsa da gerçek çok farklı. Geçtiğimiz sene göz önüne alındığında birçok şirket özellikle bina güvenliği için kamera sistemleri açısından kasetlerde depolama yapmaya devam edecek. Video kayıtlarının uzun süre saklanmasına devam edilmesi kasetlerin var olması için yeterli görünüyor.

Kampanyanızı geniş kitlelere ulaştırın

Bir an için kendinizi şu durumun içerisinde hayal edin: Harika bir teknolojik ürün fikriniz var ve bunu hayata geçirme dürtüsünü hissediyorsunuz.

Bir prototip inşa edip ciddiyetinizi kanıtlıyor ve Arıkovanı‘nda bir kitlesel fonlama kampanyası başlatarak insanlardan maddi, manevi ve entelektüel desteklerini istiyorsunuz. Her ne kadar fikrinizden ve ürettiğiniz çözümün geçerliliğinden emin olsanız da, içinizde gece uykunuzu kaçıracak bir belirsizlik yatıyor. Ya kampanyanız yeterince insana ulaşamaz ve 60 gün içerisinde hedeflediğiniz desteği elde edemezseniz? Devamı Oku

Paravan Site Nedir? Seo İçin Nasıl Kullanılmalıdır

Paravan Siteler Google Son yaptığı algoritma ve yakın zamanda çıkardığı blogspot  adresi ile günden güne önem kazanmaya devam etmektedir.Paravan site yedek veya küçük site anlamına gelmektedir.Genelikle seo ile ilglisi olmayanlar paravan bloglarını kendileri ile ilgli bir şeyler yazmak için veya sitelerinin bir nevi yedeğini tutmak için kullandıkları adreslerdir.Paravan sitelerin içinde genellikle geniş makallere yada özgün bilgiler bulamazsınız bunun yerine bir konuyla ilgli o anlık düşünce kısa kısa paragraflık konular bulursunuz

Google en son resmi olarak bildirdiği Panda algritması iyi bilinelerde bilirki Google sıralama sonuçlarındaki websitelerin içerik kalitesi kadar backlink alınan sitelerin seo yapılan iste ile paralel aynı içeriğe sahip olması gereklidir.Bundan 5 yıl ömce google her türlü alınan backlink faydalı ve hemen hemen aynı kategoride görsede yeni gelen gelişmiş  algoritmalar ile bir çok farklı backlink türü ve backlinkleri çok iyi filtre edebilmektedir.Yapıaln algoritma değişikliği ile kendi sitemizin içeriği ile aynı  içeriği sahip olan sitelerden backlink almamız gerekiyorPeki, bunu nasıl yapacağız? Aynı sektördeki sitelerden backlink almak kolay mı?

İşin doğrusu şudur ki,sizin ile aynı içeriğe sahip olan  genellikle sizin rakibiniz olucağından dolayıbacklink taleplerinizi kabul etmeleri mümkün olmıycaktır.Bu durumda Paravan blogların önemi artmıştır. Yapılması gereken işlem seo çalışması yapılan site ile aynı içeriğe sahip paravan siteler oluşturarak ana siteyi beslemek olmalıdır.Açtığınız paravan blogları belli bir süre sonra güçlendirdikten sonra sizin ile aynı içeriği sahip güçlü bir siteye sahip olmuş olucaksınız.Son zamanlarda paravan sitelerden ana sitelerin güçlendirilmesi inşası ile seo  çalışmalarında alınan verimin çok fazla arttığını gözlemleyeniyor.

Paravan bloglarda yapıaln en büyük hata açtığınız paravan blog siteye hemen linkiniz eklemenizdir.Yapmanız gerekn açtığınız bir kaç paravan bloga konunuz ile alakalı 2haftalık bir süreçte düzenli kısa ama özgün yazılar yazmak ve sabretmektir.Paravan blogunuzun biraz içerikler ile dolduktan sonra birazda backlink çalışması  yaptıntan sonra ana domainiza link çıkışlarını başlamalısınız.

Örnek bazı paravan site oluşturabileceğiniz servisler (PR3 – PR9 ):

amplify.com
angelfire.com
blinkweb.com
blogger.com
blogreaction.com
blogster.com
blogsplash.org
devhub.com
edublogs.org
fc2.com
freeblogit.com
flukiest.com
flixya.com
gather.com
getjealous.com
hazblog.com
hubpages.com
insanejournal.com
knol.google.com
livejournal.com
multiply.com
myblogsite.com
my.opera.com
mywapblog.com
mytripjournal.com
ohlog.com
officelive.com
onsugar.com
posterous.com
publr.com
quizilla.teennick.com
rediff.com
snappages.com
sosblogs.com
squidoo.com
tabulas.com
thoughts.com
travelblog.org
tripod.com
tumblr.com
typepad.com
ucoz.com
webs.com
webspawner.com
weebly.com
wetpaint.com
wikidot.com
wikispaces.com
wordpress.com
yola.com
yousaytoo.com
xanga.com
zoomshare.com
350.com
freehostia.com
hipero.com
moonfruit.com
iseekblog.com
beep.com
blog.ca
blog.de
blog.co.uk
blog.com.es
hpage.com
jimdo.com
bloggum.com
doomby.com
wallinside.com
fotopages.com-
freeblog.hu
blog.hr
freeblogspot.org
journalspace.com
freeflux.net
i.ph
webgarden.com
webnode.com
webstarts.com

Devamı Oku

Yeni nesil pil teknolojileri

Telefon ve benzeri mobil cihazlarla ilgili sıklıkla yaşadığımız en büyük eksiklik pillerinin bitmesi. Ne kadar büyük bir pili olursa olsun eninde sonunda pillerde bitiyor ve tekrar şarj etmemiz gerekiyor.

Teknoloji çok hızlı gelişse de pillerin bu gelişimden yeteri kadar faydalandığı söylenemez. Her ne kadar son yıllarda çok daha hızlı şarj olabilen piller üretilmiş olsa da bu kapasitelerinin arttığı anlamına gelmiyor.

Bu alanda gelişme olmasa da çalışma yapılmadığı anlaşılmasın. Dünyanın çeşitli yerlerinde özellikle üniversitelerde bu konuda birçok araştırma ve geliştirme yapılıyor. Daha hızlı şarj olan, uzun ömürlü, üretimi daha kolay piller üretebilme konusunda birçok çalışma yapıldığı biliniyor. Bunların bazıları ile ilgili bilgiler de zaman zaman kamuoyu ile paylaşılıyor.

Örneğin ABD’nin saygın üniversitelerinden Stanford’da yapılan bir çalışma ile daha uzun ömürlü Lityum pil üretimi konusunda önemli mesafe kaydedildi. Buna göre geleneksel pillere göre 2-3 kat daha uzun ömürlü olan yeni nesil Lityum piller sayesinde elektronik cihazların kullanım ömrü de artacak. Halen geliştirme aşamasında olan yeni nesil pil teknolojisinin hayata geçmesi için biraz daha zamana ihtiyaç var.

Yine Stanford Üniversitesi’nde geliştirilen alüminyum malzemeden üretilen yeni nesil piller Lityum muadillerine göre çok daha güvenli ve matkapla delinse bile patlamıyor. Lityum piller en fazla 1000 kez şarj edilebilirken yeni nesil pillerde ise bu rakam 7500. Ancak pillerin en önemli sorunu şimdilik sunabildikleri gerilim değerinin 2V’u aşamaması. Bu da pillerin kullanım alanlarını sınırlandırıyor. Pillerin bir diğer ilginç özelliği ise 1 dakika içinde tam olarak şarj olabilmeleri. Araştırmacılar bu piller üzerinde halen çalışıyor. Uzun vadede hayatımıza görmemiz mümkün.

Kurtuluş Hidrojen’de mi?

Pil teknolojileri konusunda bir diğer çalışma ile Hidrojen ile yapılıyor. Hidrojen uzun yıllardır bilinen bir enerji kaynağı. Çeşitli şekillerde pil ya da yakıt olarak kullanılan Hidrojen henüz tam anlamıyla ticari kullanıma geçmiş değil. Her ne kadar bazı otomobil firmalarının Hidrojen teknolojisini kullanan araçları bulunuyor. Ancak Hidrojen istasyonlarının yaygınlaşmadığı düşünüldüğünde çok pratik olmayacağı görülüyor.

Fakat bu konuda çalışma yapan Intelligent Energy isimli bir İngiliz firması hem akıllı telefonlarda hem de otomobillerde Hidrojen’i yakıt ya da pil olarak kullanmayı amaçlıyor. Bu konuda patent de alan firma, üzerindeki kartuşu ile  bir telefonu ortalama 5 kez şarj edebilen Upp ismini verdiği harici pil çözümünü de tanıttı. Upp, şarj gerektirmeyen ve Hidrojen kartuşları ile çalışan bir pil çözümü. Şimdilik çok verimli değil (5 kez şarj ettikten sonra yakıt hücresinin kartuşunu yenilemek gerekiyor) ama elektriğe ihtiyaç duymaması önemli bir etken.

Farklı firmaların da Hidrojen tabanlı pil çözümleri konusunda çalışmaları bulunuyor. Hidrojen tedariği konusundaki sıkıntı da çözülürse bu tarz çözümlerin çok daha ilgi göreceğini ve sayısının artacağını söyleyebiliriz.

Dünya çapında pil konusunda birçok çalışma yapılsa da bunların hepsinin ticari olarak kullanıma sunulacağı anlamına gelmiyor. Bu yüzden burada verdiğimiz örnekler birer araştırma olarak kalabilme ihtimali olan çalışmalar.

Ancak birçok telefon üreticisinin yavaş yavaş sunmaya başladığı hızlı şarj özelliği en azından pili biten cihazımızı daha hızlı şarj edebileceğimiz anlamına geliyor. Eh bu da güzel bir gelişme.

Daha gelişmiş teknolojileri önümüzdeki yıllarda görmeye başlayacağımızı düşünüyorum. Zira özellikle telefon ve elektrikli otomobillerdeki pil teknolojisinin acilen geliştirilmesi gerekiyor. Bu geliştirmelerle beraber gerek mobil cihazlar, gerek otomobiller gerekse giyilebilir teknolojiler alanında önemli atılımların da yaşanmasının önü açılacaktır.

Akıllı telefon dünyasında 2016’ya dair beklentiler

Tasarım, donanım, yeni teknolojiler, fiyatlandırma, pazar dengeleri ve eğilimler ekseninde akıllı telefon dünyasında 2016 beklentileri…

Akıllı telefonların bilgisayar ya da tabletlere göre büyük avantajları olduğu kesin. Modası hızlı bir şekilde geçen, sonraki yeniliklere dair beklenti ve yönelimin yoğun olduğu bir segmentasyon. Üreticilerin yüzünü güldürecek bir pazar özetle. Sadece birkaç markayı baz aldığımızda bile 12 ay içinde satışı gerçekleştirilen yüzmilyonlarca akıllı telefon bunun net göstergesi aslında.

Büyük yazılım ve donanım şirketlerinin, elbette halkla ilişkiler projelerinin eğilimlere yön verdiği bir gerçek, bununla birlikte kullanıcı kesiminde belli başlı ortak yargıların/yönelimlerin olduğu da asla yadsınamaz. Örneğin 2015 yılına ilişkin gerçekleştirilen bir araştırmaya göre İngiltere, ABD, İtalya ve Avustralya’da 4.7 inç ekran boyutu, tüm ekran boyutları arasında en çok tercih edilen form faktör sonucunu ortaya koyuyor. Oran bazı ülkelerde yüzde 50’ye yakın seviyelere ulaşmış durumda. Bu önemli bir bulgu…

Öte yandan Asya pazarında nispeten daha büyük ekranlara yönelim söz konusu. Ancak sonuç olarak trendin iPhone 6’ya işaret ettiğini görebilmek mümkün. Bu modelin global satış başarısı da konuyu doğrular nitelikte. Örnekleri sayısız alt başlıkta ele alabilmek mümkün, trendler ve çapraz eğilimleri ele alabilmek de. Konunun 2015 ayağını derinleştirmek yerine geride kalan döneme dair işaretler eşliğine sonraki yıla dair beklentileri ele alacağız. Temel argüman, 2015 yılı olacak. Akıllı telefon dünyasında 2016’ya dair beklentilere tasarım, pazar dengeleri gibi alt başlıklar eşliğinde özet bir tutumla bakmaya başlıyoruz…

Tasarım

Akıllı telefonlarda incelik önemli bir algısal tetikleyici. Ama satın alma sürecini etkileyecek daha kritik önem başka detaylarda. Örneğin metal gövde tasarımı, aranan üst segment özelliği olması ile birlikte daha geniş bir alana, orta segmente de sıçrıyor. 2016’da metal kasalı daha fazla akıllı telefon göreceğiz.

Renkler konusunda feminen adımlar artarak devam edecek. Özellikle pembe rengin, birçok amiral gemisi modelde potansiyel kullanıcılara sunulacağını belirtelim.

Dayanıklılık ve su geçirmeme/suya dayanıklılık özelliği, ciddi bir sonucu da beraberinde getirir; en net ifadesiyle cihazların kalınlaşmasına neden olur. Bu alanda bazı modellerde en azından suya dayanıklılık özelliği söz konusu olabilir. Ekran konusundaki dayanıklılığa dair geliştirmeler de karşımıza çıkacak.

Donanım

Kamera konusunda 2015’te orta seviye modellerde 8, üst seviye modellerde 12 ve üzeri ‘megapiksel’ ve Full HD ‘video kaydı’ öne çıkan özellikler arasındaydı. Megapikselden ziyade yazılımsal olarak sayısal geliştirmelerin yaşanacağı bir yıl olacak 2016. 4K video kaydı özelliğinin sonraki adımlarına da merhaba denilebilir. Bu alanda aslında iki yönlü bir saha söz konusu; ilki 4K video kaydının olumsuz sonuçlarını (pili hızlı tüketmek, hafızayı doldurmak, vb) önüne geçecek prensipler; diğeri ise 4K’nın üzerinde sonuçlara ulaşmak. Bu yöndeki çalışmalar bilimsel özellikler taşıyor ve sonuçların yakın vadede gelmesi beklenmiyor. Yine de 2016’da 4K sonrasına dair bazı ‘emarelerle’ karşılaşacağız. Beraberinde 3. boyutlu beraber. Ayrıca çok yeni bir kavram olan 4. boyuta dair bazı ilk sinyaller de söz konusu olabilir.

İşlemci hızları artacak, RAM kapasitelerinde 4 GB yeni fenomen olacak. Pil konusu ise akıllı saatler için planlanan ‘şekil alabilir pil’ ya da akışkan pilin akıllı telefonlara yansıması da gündeme gelebilir. Ekranlarda artacak piksel yoğunluğu, siyah-beyaz renklerde iyileştirmeler de kesinlikle karşımızda olacak.

2016 LTE ve LTE+ standartlarında geliştirmeler; Wi-fi, Bluetooth ve diğer kablosuz teknolojilere dair beklenen yeniliklere sahne olacak.

Yazılım tarafında iOS, Android rekabetine dair yenilik eksenindeki beklentiler ise 2016’nın ikinci yarısına dair şekillenmeler arasında. iOS 10 ve Android 7.x ile tanışacağız, başdöndürücü gelişmeler olabilir. Özellikle 2 senedir aynı temelde devam eden iOS tarafında, tasarım anlamında farklılıklar dikkat çekebilir.

Fiyatlandırma

Fiyatların üst seviye modellerde 3000 TL, orta segmentte 1500-2000 TL etrafında sunulduğu 2015 senesinin ardından 2016’ya dair beklentiler ve umutlar fiyatların aynı seviyelerde kalması yönünde. Bununla birlikte pazar araştırmacıları, Uzak Doğu kökenli üreticilerin sunduğu ekonomik ama yetenekli modellerle birlikte, bilinirliği yüksek markaların fiyat stratejilerinde revizasyona gitmelerinin şart olduğu noktasında birleşiyorlar. Şimdilik 2016 fiyatlarının 2015’e benzer seyirlerde devam etmesi yönündeki beklenti çok daha yaygın.

Pazar dengeleri ve eğilimler

Fenomen iki marka Apple ve Samsung’un etrafında çok sayıda diğer üreticinin yarışa iddialı bir şekilde entegre olacağı bir sene bekliyor teknoloji dünyasını. Pazarda üst segmentte iPhone 7, Galaxy S7, Note 6 gibi modellerin yanı sıra Huawei, Lenovo, Xiaomi, Asus, OnePlus, LG, Meizu, ZTE, HTC, Sony gibi markaların üst/orta kademe modelleri de merakla bekleniyor. Ayrıca Çin ve Hindistan’a dair sürprizler de 2016’ya etki edecek faktörler arasında.

Bir şeyler kaybetmeye son!

Bir kez kullanıldığında hayatı geri dönüştürülemez şekilde değiştiren teknoloji, büyük dertlere olduğu kadar, küçük dertlere de her geçen gün yeni çareler üretmeye devam ediyor.

İnsan hayatın içerisinde oradan oraya savrulurken, yanında taşıdığı telefon, cüzdan, anahtarlık gibi kritik nesneler, kimbilir o anda nelerle meşgul beyinler yüzünden arada sırada bir yerlerde unutulup kalıyor. İş bu küçük dertler (internette first world problems diye aratırsanız, bu gibi diğer küçük dertleri görebilirsiniz), bazen ilk akla gelenden daha vahim sonuçlar ortaya çıkartabiliyor. Ne olur çıkartmasın diye düşünen bir girişim, derdin devasını bulmuş durumda.

Bu fikir beklenenden 10 kat fazla desteklendi

Kaybolan nesneleri bulmak için üretilen StickNFind (Yapıştır ve Bul diye çevrilebilir), IndieGoGo adlı kitle fonlama sitesinde açılan ve 70 bin dolar toplama hedefini 931 bin dolar toplayarak 21 Ocak’ta sonlandıran bir girişim.

Şöyle çalışıyor: İkili paketleri sticknfind.comadresinde 49,90 dolara satılan (paket büyüdükçe birim fiyat düşüyor), bozuk paradan küçük yapışkanlardan alıp, kaybolmasını istemediğiniz her ne ise üzerine yapıştırıyorsunuz. Bluetooth 4.0 destekli herhangi bir cihaza kuracağınız uygulamayla yaklaşık 30 metre çaptaki bir alanda bu yapışkanı takip edebiliyorsunuz.

Ne kaybolmasın isterseniz, ona yapıştırın

Standart bir saat pili kullanan yapışkanların pili yaklaşık 1 sene kullanılabiliyor. Radar uygulaması neyin nerede olduğunu gösterirken, mesafe dışına çıkan yapışkanlar için de alarm verebiliyor.

Beni en çok eğlendiren; girişimi tanıtmak için verdikleri eşinizin arabasına yapıştırın, garaja yanaştığında haberiniz olsun, böylece o eve girmeden evi dertop edin örneği oldu. Tabii siz ortalığı dağınık bırakmak isterseniz, buna da karışan yok.

Türkiye en karlı sektöre adım atıyor

ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığıyla hayata geçirilen ilk çip üretim şirketi, Türkiye’nin 2015’ten itibaren ikinci baharını yaşayacak sektöre geç de olsa adım atmasını sağladı.

Yerli sanayiyi güçlendirmenin yanı sıra, küresel tedarikçi konumuna gelmesi Türkiye’ye önemli faydalar sağlayabilir.

ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi, adı AB-MikroNano olarak belirlenen ilk çip firmasını hayata geçirdiklerini açıkladı. 30 milyon dolar yatırımla hayata geçirilen AB-MikroNano, savunma radarından elektrikli arabaya ve yüksek hızlı trenden 4G/5G telefonların geliştirilmesine kadar birçok alanda kullanılması planlanan çipler geliştirecek. Dahası, güneş ve hidroelektrik santralleri başta olmak üzere enerji sektöründe yeni nesil çipler sayesinde güç tasarrufu sağlanacak. Devamı Oku

4.5G Farkı: Dünyada ve Türkiye’de Hız ve Ötesi

Turkcell Teknoloji Zirvesi 2016’da en çok dikkat çeken konulardan biri 4.5G teknolojisiydi. Peki bu teknoloji neler getirecek ve neleri değiştirecek?

2016 yılı Türkiye’de mobilite tutkunları için çok hızlı başladı. Son günlerde gündemin en üst sıralarından düşmeyen 4.5G teknolojisi Turkcell Teknoloji Zirvesi’ne de damga vurdu. Turkcell Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz ve Ericsson Teknoloji Danışmanlığı Genel Müdür Yardımcısı Aniruddho Basu, Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde yaptıkları etkileyici sunumlarla 4.5G’nin detaylarını biz teknoloji tutkunlarına aktardı.

Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz‘ün konuşmasıyla başlayan “4.5G Farkı: Dünyada ve Türkiye’de Hız ve Ötesi” sunumunda öncelikle Turkcell’in bu konuyu ne kadar büyük bir özveri ve emekle ele aldığından bahsedildi. İlker Kuruöz, 4.5G teknolojisinin detaylarını aktarmaya Turkcell’in yatırımlarından bahsederek başladı. Turkcell’in 35 bin km fiber altyapıya sahip olduğunu vurgulayan Kuruöz, 2G kapsamada %99.85, 3G kapsamada %95.03 oran sunan Turkcell’in bu konuda Türkiye’yi dünyada birinci sıraya taşıdığını belirtti. Turkcell’in tam 2.4 milyon eve fiber bağlantı taşıdığını söyleyen Kuruöz, Turkcell’in üç taşıyıcı teknolojisi sayesinde 63.3 Mbps mobil hıza varan mobil internet performansı sağladığının altını çizdi. Mevcut fiber altyapısı sayesinde Turkcell’in evlere bile 1000 Mbps fiber internet taşıyabildiğini belirten İlker Kuruöz, dünyada çok az ülkede bu imkanın olduğunu önemle vurguladı. İlker Kuruöz ayrıca internet kullanımının tüm dünyada hızla arttığını, 2018 yılına kadar özellikle mobil internet kullanımının 6 kata kadar artmasının beklendiğini araştırma raporları doğrultusunda belirtti.

4.5G nedir, bizlere neler sağlayacak?

Son günlerin en çok sorulan sorularına sunumunda detaylı cevaplar veren İlker Kuruöz, 4.5G ile birlikte daha yüksek mobil internet hızına, daha fazla veri kapasitesine ve çok daha düşük gecikme sürelerine sahip olacağımızı müjdeledi. 3G ile 63 Mbps, 4G ile 150 Mbps olan indirme hızlarının 4.5G ileyse tam 375 Mbps seviyesine çıkacağını söyleyen Kuruöz, Turkcell’in geleceğe yönelik planlar yaptığını ve bu doğrultuda 2015 4.5G ihalesinde 800MHz, 900MHz, 1800MHz, 2100MHz ve 2600MHz frekanslarının lisanslandığını vurguladı.

Turkcell’in bu ihale sonucunda spektrumun %47’sini aldığını belirten İlker Kuruöz, yakın gelecekte Turkcell kullanıcılarının en hızlı mobil internet deneyimini yaşayacağının altını çizdi.  Turkcell’in sadece 4.5G‘ye yatırım yapmakla kalmayıp 3G kapasitesini de %50 artırdığını söyleyen Kuruöz, 4.5G erişimi olmayan bölgelerde çok daha yüksek hızlı ve kesintisiz 3G mobil internetin kullanıcılara sunulacağını belirtti.

Aniruddho Basu gelecekte neler olacağını anlattı

Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz’ün ardından sahne alan Ericsson Teknoloji Danışmanlığı Genel Müdür Yardımcısı Aniruddho Basu, konuşmasına geleceğe dair etkileyici öngörülerle başladı. 2021 yılında veri trafiğinin 11 kat artacağını, LTE/4.5G kapsama alanının %75 civarına ulaşacağını, 9.1 milyardan fazla mobil abone sayısına ulaşılacağını, internet trafiğinin %70’ini video içeriklerin oluşturacağını ve 28 milyardan fazla cihazın mobil internete bağlı olacağını tahmin ettiklerini söyleyen Basu, sadece 5 sene içerisinde mobilite dünyasında nelerin değişeceğini gözler önüne serdi.

Aniruddho Basu 4.5G teknolojisi sayesinde; yüksek hız, yüksek kapasite ve düşük tepki süresinin normalleşeceğini, bu gidişat doğrultusunda gelişmiş mobil ağ servislerinin, bulut bilişimin ve nesnelerin interneti kavramının hiç olmadığı kadar yaygınlaşacağının altını çizdi. 4.5G teknolojisi ile Turbo internet hızı, zengin iletişim imkanları, mobil cihazlardan TV ve multimedya deneyimi, kurumsal alanda hızlı değişim, bağlantılı yaşam tarzı gibi kavramların normalleşeceğini, bu sayede toplumsal çıkarlar elde edilebileceğini belirten Basu, geleneksel endüstrinin dijitalize ve mobilize edilerek dönüşüme uğrayacağını söyledi.

Aniruddho Basu ayrıca 2019 yılına kadar yaşancak mobil internet gelişimi doğrultusunda 200 milyondan fazla giyilebilir teknolojik cihazın hayatımızda olacağını, 3 kata kadar daha fazla mobil internet bağlantılı taşıtın trafikte yol alacağını, mobil internet trafiğinin %70’inden fazlasının video içeriklerden oluşacağını belirtti.

2014 daha akıllı daha hızlı

Büyük umutlarla girdiğimiz 2014 yılında teknolojide tüketicileri neler bekliyor? 2014’ün teknoloji trendleri şimdiden belli mi?

Son 3 yıldır teknolojik olarak büyük bir değişimin içerisinde yer alıyoruz. Öncelikle eski, derdimizi anlamayan telefonlarımızın yerini büyük bir hızla “akıllı” telefonlar aldı. Tam parmaklarımızla akrobatik hareketler yapmayı yeni yeni öğreniyorduk ki bu akıllı telefonların ağabeyleri olan tabletler de çantalarımızdaki yerini aldı. Ancak bu cihazların da “akıllı” kelimesinin hakkını verebilmesi için Türkiye’de 2009 yılında hizmete sunulan 3G teknolojisinin yaygınlaşması ve insanların bu yeni özgürlüğe alışması gerekti. Böylece artık internet de evdeki esaretinden kurtulup sokaklarda özgürlüğün tadını çıkarmaya başladı. Devamı Oku

Yaşlılar için ideal akıllı T50

Turkcell, kolay kullanıma sahip akıllı telefon ihtiyacına T40 ile cevap vermişti, T50 ile de bu cevap yenilenmiş oldu.

Yurt dışı seyahatlerimde teknoloji mağazalarında gördüğüm en ilginç satış stantlarından biri yaşlı insanlara yönelik ürünlerin satıldığı bölümdü. Bu alanlarda genç ve orta yaşlı insanların rahatlıkla kullanabildiği ürünlerin, 60 yaş üzeri kişiler için geliştirilmiş özel sürümleri bulunur. Maalesef Türkiye’de halen buna benzer alanları teknomarketlerde bulmak mümkün değil. Devamı Oku

Akıllı otomobil şart

On yıllar evvel izlediğimiz filmlerde kendi kendine hareket edebilen, konuşan, yolcusunun sesli komutlarına uyan ve hatta havalanıp gökyüzünde süzülen otomobillerini merakla bekliyor olabilirsiniz

Size iyi bir haberim var, bu teknolojilerin tümü şu anda ya kullanımda ya da hızla geliştiriliyor.

Yaklaşık 2500 kilometrelik bir yaz tatili yolculuğundan sonra bu satırları yazarken aslında yeni nesil otomobillere ne kadar çok ihtiyaç duyduğumuzun da daha çok farkına vardım. Henüz 2 yaşında olan aracımın Cruise özelliği önüme daha yavaş seyreden bir araç geçtiğinde iflas ediyor. Eğlence sistemine en fazla USB bellek ile müzik yükleyebiliyor ya da Bluetooth üzerinden şarkıları paylaşabiliyorum. Otomobilim yol konumu, hava durumu, konaklama alternatifleri, gelen postalarım veya sesli mesajlarım için beni uyarmıyor. Neredeyse 10 saat süren yolculuğumuzun 80’lerde yaptıklarımdan çok da farkı yok. Devamı Oku

‘Süper görüş’ dünya algımızı değiştirebilir

Normal insan gözü 1 milyon rengi ayırt edebiliyor. Ancak aramızda tam 100 milyon renk görebilen kadınlar dolaşıyor.

Bilim dünyası, insanın en saklı özelliklerinden birini daha iyi anlamak için bu kadınları arıyor.

ABD’li ressam ve öğretmen Concetta Antico, yıllarca bir dersin parçası olarak öğrencilerini parka götürdü. Onlara her zaman suyun üzerindeki parıltıları, taşların üzerindeki pembe tonları ve yaprakların kenarlarındaki kırmızı desenleri görüp göremediklerini sordu. Öğrencileri her defasında ona olumlu cevap verdi. Ancak, öğrencilerinin görgülü olmak için yalan söylediklerini anladığında, yıllardır kendisinde sezdiği farklılığın gerçek olduğunu da anladı. Devamı Oku

0’dan yüzde 100’e 15 dakikada şarj deneyimi

Bu yılki Mobil Dünya Kongresi’nde yeni bir telefon duyurmayan Oppo, gelecek nesil telefonların kullanımını ciddi ölçüde kolaylaştıracak iki yeni teknolojiyle kullanıcıların karşısına çıktı.

Bu teknolojilerden ilki olan SuperVOOC, Oppo’nun belirttiğine göre telefonunuzun bataryasını 0’dan yüzde 100’e sadece 15 dakikada şarj ediyor. SmartSensor adı verilen ikinci teknoloji ise, standart lens odaklı yaklaşımın yerine görüntü sabitlemeyi kamera sensörü üzerinde kullanıyor.

Batı dünyasında ilgi gören bu yeniliklerin ise Çin merkezli şirketin kullanıcıları tarafından o kadar şaşırtıcı görülmediğini söyleyelim. Oppo, başından beri ürünlerinde gerçekten kullanışlı özellikler sunmasıyla tanınıyor. Şirketin N1 ve N3 akıllı telefonları, dönen kameralarıyla tüketicilerine farklı bir deneyim yaşatıyor. Oppo, yeni teknolojilerin de bir sonraki telefonda yer alacağını söylemesine rağmen yeni model ile ilgili daha fazla detay vermedi. Devamı Oku

bir teknoloji gelir, ve bir hayat değişir

Yaşı 50’ye yakın olanlar bilirler; 1970’li yıllarda tek kanallı televizyonumuzda “Uzay Yolu” adıyla yayınlanan bir dizi vardı.

Diziyi seyrederken en çok imrendiğimiz şey, dizi kahramanlarının ellerindeki cihazlarla kablosuz olarak hem sesli hem de görüntülü görüşme yapmasıydı. Televizyonu siyah-beyaz olarak izlediğimiz o çocukluk yıllarımızda gelecekte hep böyle bir cihaza sahip olmanın hayalini kurardık. O yıllar öyle yıllardı ki; paranız olsa dahi sabit hatlı bir telefonu yıllarca sıra beklemeden edinemezdiniz. Devamı Oku

Yeni trend retro pazarlama

Son zamanlarda markaların nostaljiye yönelmesi herkesin dikkatini çekmiştir. Bu durum tüketiciler tarafından da memnuniyetle karşılanmaktadır.

Pazarlamacılar retro’yu ürün tasarımı, paketleme veya içerik gibi farklı alanlar ile ilişkilendirmektedir. Örneğin, içerik olarak diziler ve filmlerde kullanılmıştır. “Muhteşem Yüzyıl”, “Seksenler” ve “Fetih 1453” bunlardan bazılarıdır. Ürün tasarımı konusunda da retro sıkça kullanılan alanlardan biridir. Coca Cola’nın eski şişe tasarımlarını kullanması ve Arçelik’in renkli nostaljik buzdolapları üretmesi örnek olarak verilebilir. Devamı Oku