Kategori-Genel

Biz gerçekten “HD nesli”nde miyiz?

Pardon? Bu oyunu mükemmel, aziz 14 inç tüplü televizyonumda oynayamayacak mıyım? Acımasızlık! Şaka yapıyorum tabii ki, hoş bir LCD setim var, ama bu tanımlama HD’ye bağımlı oyunlar için donanımlarımızı değiştirmemiz gerektiği konusunda ilginç bir tartışma başlatıyor.

Gladiator’un sistem gereksinimleri gereksinimleri, türünün ilk örneği olarak, beni HD donanımlı bir geleceğin ufukta mı yoksa, halihazırda içinde mi yaşıyoruzu düşünmeye itti.

2007′nin başında PS3 piyasaya çıktığında, tüketiciler, dünya çapında “yüksek çözünürlüğe” geçiş yapmaya başlamışlardı; şimdi çıkmasına bir ay kalan yeni nesil konsollar içinse HD bir zorunluluk durumunda. Nintendo’nun orta nesil ürünü Wii U, HDMI kablosu ile hala halinden memnun bir şekilde hizmet veriyor. Fakat, Sony’nin PlayStation 4′ü ve Microsoft’un Xbox One’ı sadece bir video çıkış kaynağı içeriyor ve evet, tahmin ettiğiniz gibi HDMI.

Yılın son çeyreğine girerken, hala bir çok evde Killzone: Shadow Fall veya Forza 5 oynanamayabilir. Yayıncıların yaptığı araştırmaya göre, İngiltere’de nüfusun yaklaşık yüzde 97′si kişisel televizyona sahip fakat, geçen yaz yapılan araştırmaya göre, bu televizyonların yüzde 70′i yüksek çözünürlüğe hazır televizyonlar. Bu oranın ne olduğunu  bir de ülkemiz için düşünürsek, birçok televizyon sahibinin yeni nesil konsolların yanında bir de televizyon satın almak zorunda kalacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Eğer Ratchet: Gladiator bu şeylerin geleceğine dair bir sinyalse, SD TV (standart televizyon) sahiplerinin PS3 ve Xbox 360′larına sarılmaktan başka çaresi yok! Bu donanımlar belki 2014′de de desteklenmeye devam edebilir; peki ya sonra?

Başka bir araştırma ise Amerika’da nüfusun yaklaşık yüzde 75′i HD TV sahibi, fakat bunları sadece yüzde 38′inin birden fazla HD kapasiteli televizyona sahip olabileceğini gösteriyor. İlginç olarak bu rapor, yüzde 23′ünün, 2007′de HD TV sahibiyken, İngiltere’nin 2008′in ortasında bu yüzdeye ulaştığını gösteriyor. Tabii ki, bir nesil önce HD pahalıydı ve insanların büyük çoğunluğu, ben de dahil, bu televizyonlarının güvenilir olup olmayacağını konusunda biraz beklenmesi gerektiğini düşünüyordum.

Günümüzde, modası geçmiş SD TV’ler artık satışta değil; ve evet eğer günlük oyun limitiniz yoksa ya da kısaca sıkı bir oyuncuysanız, günümüz nesli artık yetmiyorsa, HD TV’lere geçiş yapmanız gerekiyor. Eğer önümüzdeki seneler içinde çıkacak olan ilginç oyunları merak ediyorsanız, şu anki donanımlarınıza güvenmeyin. Şu an HD TV’leri konuşuyorken, önümüzdeki senelerde neler olabilir, o da farklı bir bakış açısı.

Incoming search terms:

  • herkese şirin gorunme oldukca bakımlıyız
  • dusmalari birbirine dusurme buyusu com
  • eski sevgiliyle barisma duasi
  • herkesesin gozune şirin gorunme bakımlıyız
  • medyum olcay sevgilim benim için yanıp tutuşacak duası

NASA Venüs’te Bulut Şehri kurmayı hedefliyor

Diğer gezegenlerde nasıl bir ortam olduğunu, Dünya’dan uzaklaşsak nasıl bir manzarayla karşılaşacağımızı ya da uzayda yolculuk yapmanın nasıl bir şey olduğunu hep merak etmişimdir. Sağ olsun bilim insanları, kitap yazarları ve sinema yönetmenleri bu konular hakkında fazlasıyla bilgi sahibi olmamıza yardımcı oldu. Bir süre önce vizyona girmiş olan Interstellar (Yıldızlararası) filmi de bahsettiğim hayalleri çok iyi bir şekilde beyaz perdeye yansıtmıştı. Bilim-kurgu dünyasında sınır diye bir şey yok ama, gerçekte durum ne?

Son zamanlarda bilim-kurgu eserlerin karşımıza çıkma yoğunluğu artmışken, bir de kurgu olmayan, gerçekleşmesi son derece mümkün bir fikir NASA’dan geldi. NASAgözünü Venüs’e dikti ve gelişen teknolojinin insanoğluna sağladığı imkanlar doğrultusunda bir “Bulut Şehri” (Cloud City) projesi gündeme geldi. Bir grup bilim insanının Venüs’teki yaşanabilir yüksekliğe yerleşmesiyle hayata geçecek proje, şimdilik tabii ki planlama aşamasında ama bu projeyi düşünmek bile heyecan verici. Hemen “Uçan şehirlerde yaşayacağız!” heyecanına kapılmadan önce iç karartıcı bilgiler vermeye başlayayım.

Venüs bir cehennemden farksız!

Öncelikle Venüs inanılmaz zorlu bir gezegen. Dünya’dan 92 kat daha yüksek atmosfer basıncı, insanı saniyeler içerisinde ruhlar alemine yollayacak kadar zehirli gazları bünyesinde barındırıyor olması ve tabii ki çok yüksek radyasyon oranıyla Venüs adeta bir cehennem tasviri gibi. Peki bu bahsettiğimiz Bulut Şehri orada nasıl varlığını sürdürüp insanlara bilgi aktaracak? Bilim insanlarının yaptığı son araştırmalar, Venüs’te yüzeyden 50 kilometre yukarı çıkıldığında şaşırtıcı derecede makul bir ortam bulunduğunu ortaya çıkardı. Bu bölgede sıcaklık +75 santigrat derecede, yerçekimi yaklaşık olarak Dünya ile aynı seviyede ve atmosfer basıncı da insanın dayanamayacağı kadar yüksek değil. Bu ilgi çekici atmosfer bölgesinde asılı kalınabildiği takdirde, insanoğlunun Venüs gezegeni hakkında bugüne kadar elde edemediği nice bilgiyi kolayca elde etme ihtimali son derece yüksek.

Neden Venüs?

Peki neden Venüs? Bu sorunun cevabı öncelikle “mesafe” ardından “benzerlik” kelimeleriyle özetlenebilir. İnsanoğlunun yıllardır gözünü diktiği Mars, her ne kadar Güneş Sistemi’nin içinde bize oldukça yakın görünüyor olsa da son derece uzak. Çok titiz matematiksel hesaplamalar, hatta biraz şans Mars’a yolculuk için çok büyük gereklilik. Venüs Mars’a göre çok daha yakın bir gezegen. Dolayısıyla bu gezegeni araştırmak şu anki teknolojiyle çok daha kolay. Peki 92 kat daha yüksek atmosfer basıncı, insanı saniyeler içerisinde zehirleyecek kadar zorlu ortam derken Dünya ile benzerlik nereden geliyor? Benzerlik aslında insansı düşünmediğimiz, sadece biyolojik ve kimyasal yapı olarak düşündüğümüzde ortaya çıkıyor. Venüs, Dünya ile benzeşen bir kimyasal yapıya sahip. Sadece Dünya gibi bir atmosferi, onu Güneş’in acımasız ışınlarından ve radyasyondan koruyan bir kalkanı yok. Dolayısıyla Venüs aslında Dünya’nın cehenneme dönmüş hali gibi.

Şimdi bu bilgilerin ardından NASA’nın hayaline geri dönelim. NASA, Venüs gezegeninin asit bulutlarının üstünde gezinen, son derece hafif bir şehir kurmanın peşinde. Eğitimli bir ekip ve iyi bir hazırlıkla Venüs’e gönderilecek bir ekibin 30 gün boyunca yaşanabilir seviyede asılı kalabileceği düşünülüyor. Bu 30 günlük araştırmanın sonunda Dünya’ya geri dönecek olan ekibin ne kadar önemli bilgiler elde edebileceğini eminim ki tahmin edebiliyorsunuzdur. Venüs’e kurulacak Bulut Şehir, temelde 130 metrelik dev bir zeplin gibi tasvir ediliyor. Bu dev zepline bir de makineler arası iletişim teknolojisinin meyvesi olarak 31 metre uzunluğunda bir robot zeplinin eşlik etmesi gerekiyor. Eğer NASA’nın planları tutarsa, Venüs’ün yaşanabilir yükseklik seviyesinde 1000 metrekarelik yaşam alanı bilim insanlarına sunulacak gibi görünüyor.

Tüm enerjisini Güneş’ten sağlayacak olan Bulut Şehri projesi gerçek olabilir mi, ya da gerçekleşirse bunu görmeye yaşımız yeter mi bilemiyorum.

Şarj süresini 2 dakikaya düşürecek piller geliyor

Akıllı telefonların en büyük problemi nedir diye sorsak, kullanıcıların çok büyük çoğunluğu “Pil ömrü” cevabını verir. Büyük ekranlı, güçlü donanımlı ve harika tasarımlı akıllı telefonlarımız, maalesef 5-6 sene önceki “akılsız” telefonlarla karşılaştırıldıklarında 5-6 kat daha düşük kullanım süresi sunuyor. Teknoloji dünyasında neredeyse her hafta “Akıllı telefonların pil ömrü sorununa çare bulundu” başlıklarını görüyoruz. Genellikle bir patentin kayda geçirilmesi ya da fi tarihinde ortaya çıkması beklenen bir protitipin temsili fotoğrafını yansıtan bu haberler açıkçası artık pek inandırıcı gelmiyordu. Ta ki Las Vegas’ta düzenlenen CES 2015 fuarında StoreDot firmasının projesi gün ışığına çıkıncaya kadar.

StoreDot firması, akıllı telefonlarımızın tek şarjla bir hafta ya da bir ay kullanımını vaat etmiyor. Firma, günümüzün akıllı telefonlarını iki dakikadan kısa bir sürede tam şarj etme iddiasında. Üstelik anormal bir ısınma olmadan, akıllı telefon ayrımı yapmadan. CES 2015’teki fuar standında Samsung Galaxy S5’in tamamen bitik pilinin 2 dakikadan kısa süre içerisinde tam şarj edilmesini gösteren firma, dünya basınında büyük ses getirmiş durumda.

Eğer “Bu ürünü ne olur bana getirin!” diyerek sabırsızlanıyorsanız, şimdilik beklemeniz gerektiğini üzülerek söylemeliyiz. StoreDot firmasının CEO’su Doron Myersdorf, hedeflerinin 2017 yılında bu pilleri piyasada yaygın olarak kullanıcılara sunmak olduğunu belirtiyor. Açıkçası bu açıklama bir bakıma sevindirici, bir bakıma üzücü. İşin sevindirici yanı, artık akıllı telefonumuz günde 2 kez şarj ihtiyacı duysa bile bu süreç en fazla 5 dakikanızı alacak. İşin üzücü yanı ise, 2017 yılına kadar yaklaşık 2 saatte şarj olan akıllı telefonlar kullanmaya devam edeceğiz. Ayrıca anlaşılan o ki, çok kısa sürede şarj olup bir hafta kullanılabilecek piller 2017 yılına kadar ortalarda görünmeyecek.

Gelelim bu konunun en önemli noktasına, bahsi geçen müthiş pillerin fiyatlarına. StoreDot firması şimdilik net bir fiyat belirlemiş değil ancak bu pillerin daha pahalı olacağını tahmin ediyorsunuzdur. Firmanın CEO’su Myersdorf’un tahminlerine göre 2 dakikada şarj olan akıllı telefon pilleri, standart sürede şarj olan pillere göre 50$ kadar daha pahalı olabilir.

Ne dersiniz, şarj süresini kısaltmak için 50$ gözden çıkarılabilir mi?

2018 BMW X 4 Ve BMW Diğer Modelleri Karşılaştırma

BMW tutkunları için bu sefer 2018 model BMW X4 geliyor. Hem Avrupa’ da hem de Türkiye2 de araçlarda en fazla tercih edilen markaların başında BMW gelir. Özel tasarıma sahip modelleri ve yüksek motor performansı ile insanlara bir arabadan daha da fazlası sunulur.

BMW her geçen gün araçlarındaki tasarımı daha da üst seviyeye taşımayı planlıyor. Bunun için de yeni üreteceği araçların farklı tasarımlarını gizliliğe dikkat ederek gerçekleştiriyor. Ancak üretilmesi için çalışmaların başlandığı BMW X 4’ ün test sürüşlerinden ilk görüntüler de elde edilir. Araçlar kamuflajlı olarak yayınlansa da incelemeler soruncunda BMX X 4’ ün hangi özelliklere sahip olabileceği ortaya çıktı.

BMW X 4 Özellikleri

2018 model BMW X4’ ler ile ilgili özellik ve fiyat bilgisine sifiraracal sitesinden sahip olabilirsiniz. Sıfır araçların lideri olan siteden, araçlar ile ilgili merak ettiğiniz tüm özellikleri inceleyebilirsiniz. Bunun için siteyi incelemeniz yeterlidir. Sıfır araç konusunda size ne adar faydalı olduğuna kısa sürede şahit olabilirsiniz.

BMW X 4 modeli incelendiğinde mevcut BMW modelleri bir takım farklar olduğu gözlemlenir. Kamuflajlı da olsa bu farklılıkları gözlemlemek olanaklıdır. Öncelikle BMW X4 ile markanın logo yerinde değişiklikler olmuştur. Şu an satışta bulunan tüm BMW modellerinde; araç logosu ayna ile aynı seviyede bulunurdur. Ancak BMW X 4 bu logo yeri özelliğinden vazgeçer. BMW X 4’ te aracın logosu kapı kolu ile aynı hizada bulunur.

BMW X 4 Farlılıkları

BMW X 4 test sürüşü aracı incelendiğinde logo dışında farklı özellikler ile de farklılık oluştuğu gözlemlenir. Özellikle arka ve tavan çizgiler incelendiğinde; klasik BMW modelinin bulunmadığı ortaya çıkar. Bu aracın BMW Coupe modelinden uzaklaşarak Fastback modeline yakınlaşacağı fark edilmiştir.

BMW X 4 modelini diğer BMW modellerinden ayıracak bir başka özellik ise far yapısıdır. Yeni modelin far yapısı Mercedes GLC far yapısına benzemektedir.Sifiraracal adresinden tüm farlılıklara siz de ulaşabilirsiniz. BMW’ nin diğer modellerinden farklı şekilde tasarladığı X 4 özellikleri size sitemiz aracılığı ile sunulur.

BMW X 4 modeli hem benzinli hem de dizel seçenekleri ile BMW tutkunları ile buluşacak. Bu sayede herkesin kendi ihtiyaçları doğrultusundaki seçeneğe ulaşması sağlanır. Ayrıca modelde 4 çekişli ve arkadan çekişli özellikler de eklenecektir.

Incoming search terms:

  • esimi kendime baglamak icin fuva
  • kocami kendime baglamak icin bir duva

Döküm Masa Ayakları ile Kaliteli Çözümler

Döküm masa ayakları, dayanıklılıkları ve farklı pek çok mekâna uyum sağlamaları nedeniyle son yıllarda alıcıların gözdesi ürünler haline gelmektedir. Farklı modeller üzerinden üretilebilen bu ürünler, alıcıların ihtiyaçları doğrultusunda özel üretim adı altında istenen boyutlarla birebir olacak şekilde de tasarlanabilmektedir.

Masa ayakları, masaların sabit bir şekilde durabilmelerine olanak sağlamakta ve böylece üzerine herhangi bir eşyanın konulmasını mümkün kılmaktadır. Evlerin ve iş yerlerinin hiç şüphesiz en önemli mobilyalarından birisi olan masalar için kullanılabilecek olan bu masa ayakları, döküm olmaları sayesinde de verilen paraların karşılığını alıcılarına sorunsuz şekilde sunmaktadır.

Bu tür masa ayaklarında, ürünlerin satın alınması halinde gerekli kullanım kılavuzu ve monte parçaları da ürünlerle birlikte gönderilmektedir. Böylece alıcılar, ekstra bir yardıma ihtiyaç duymadan kendi kendilerine ürünlerini kurarak bir an önce kullanmaya başlayabilmektedir.

Masa ayakları genellikle alüminyum dökümden imal edilseler de alıcıların farklı ihtiyaçlarına göre ahşap ya da benzeri pek çok materyal üzerinden de tasarlanabilmektedir. Farklı renklerde üretilmeleri mümkün olan döküm masa ayakları ile ev ve iş yerlerinin yanı sıra bar ya da benzeri eğlence merkezleri için de şık ve dekoratif çözümler sağlanabilmektedir.

Masa ayağı üretiminde tecrübe sahibi ve alanında uzman firmalardan temin edilebilecek olan döküm masa ayakları, alıcılarının beklentilerini fazlasıyla karşılayabilmekte ve böylece uzun yıllar boyunca başka bir masa ayağı alımına ihtiyaç bırakmamaktadır. Bu nedenle çeşitli mekanlarda kullanılmak üzere masa ayakları satın alırken, söz konusu firmanın deneyimine de kesinlikle dikkat edilmesi gerekmektedir.

Masa Ayakları İle Masanızı Kendiniz Oluşturun

Her an kendinizi daha iyi hissedebileceğiniz bir çalışma alanında yer almak durumundasınız. O nedenle de masalarınızdan diğer tüm detaylara kadar her şey istediğiniz gibi olmalıdır. İlk olarak masa ayakları da tarzınızı net şekilde yansıtabiliyor olmak durumundadır. Ancak bu sayede çok daha başarılı bir seçim yapmış olursunuz. Öncelikle burada modellerin de birbirinden oldukça farklı olduğunu görebiliyorsunuz.

Her Zevke Uygun Masa Ayakları

Söz konusu masalar olduğunda hem renk hem de model seçeneklerinin bir hayli fazla olduğunu göreceksiniz. Üstelik hazır bir masa almak durumunda da değilsiniz. Tamamen kendi kişisel zevkinize uygun bir masa yaratabilirsiniz. Elbette ki özendiğiniz bir ortam için masraftan kaçınmayacaksanız o zaman özel tasarım bir masaya sahip olabileceğinizi de net şekilde görebiliyorsunuz.

Öncelikle masa tasarımları söz konusu olduğunda masa ayakları sizlere yardımcı oluyor. Sadece metal ve ahşap olan ürünler değil bunun yanında alüminyum olan ayakları da bulabiliyorsunuz. Alüminyum olanların fiyatları daha uygun olsa da çok uzun ömürlü olamıyor. O nedenle de metal olanlarının tercih edilmesi çok daha mantıklıdır. Üstelik metal tasarımlarda özel tasarımları bulabiliyor olmanız da önemli bir konudur.

Elbette ki seçim yapacaksanız ahşap olanları da değerlendirebilirsiniz. Daha sıcak bir ortam yaratmak istiyorsanız o zaman burada her zaman ahşap seçenekleri değerlendirebiliyorsunuz. Aynı zamanda ahşapların boyanabilir olması da renk konusunda hiçbir şekilde sorun yaşamayacağınız anlamına gelir. Tam olarak çalışma alanınızın uygun tarza yakın olmasını sağlamak sizlerin ellerinde olan bir durumdur. O nedenle uygun seçenekleri değerlendirmeniz gerekecektir.

Fiyatları Ve Satın Alımı

Bir kere birbirinden farklı modelleri bir arada bulabileceğiniz en belirgin platform her zaman internet olacaktır. Bu internet sayesinde en etkili seçenekleri bir arada bulabiliyorsunuz. Genel olarak sandalyedeposu.com üzerinde sıklıkla kullanılan belirli siteler vardır. Burada indirimli ürünleri satın alabilirsiniz. Öncelikle masa ayakları sayesinde mükemmel bir tasarım oluşturabilirsiniz. Sadece fiyatlarında en uygun olanını bulmanız gerekiyor. İnternet üzerinde özellikle de toplu alımlarda çok daha uygun fiyat seçeneklerinden yararlanabileceğinizi de unutmamanız gerekiyor.

Incoming search terms:

  • kocanın karısına bağlanması için dua

Sanal gerçekçilik, geleceğin en yenilikçi hareketi

Sony’nin yeni sanal gerçekçilik oyuncağı olan Project Morpheus’un ortaya çıkışı biraz garip, biraz cesurca ve biraz da muhteşem olmuştu.

Haliyle Playstation 4 kullanıcılarının da vazgeçilmez hayalleri arasına girmişti Project Morpheus. Sony’ye göre sadece Project Morpheus değil, piyasadaki veya daha sonra piyasaya girecek olan sanal gerçekçilik aletleri günümüz oyuncuları için oldukça büyük bir buluş, oldukça büyük bir yenilikmiş. Özellikle Sony’nin Playstation Move sisteminden sonra Project Morpheus oldukça büyük bir atak olacaktır.

Playstation Move ve Playstation Camera’nın temellerini oluşturduğu Project Morpheus için en iyi kontrolcü yine Playstation Move olarak düşünülmüş Sony tarafından. Bu kadar karışık göründüğüne bakmayın, Sony bu cihazı tak çalıştır yöntemleri kadar basit bir yöntem ile piyasaya çıkarmayı hedefliyor. Ayrıca Crytek, Epic Games, Havok ve Unity’nin Sony’ye verdikleri destekler ile Project Morpheus hem daha kullanışlı hem de teknolojik açıdan daha zengin bir sanal gerçekçilik cihazına dönüşecektir.

Project Morpheus ile birlikte birçok oyuncunun hayalleri gerçeğe dönüşecek gibi görünüyor. 1080p Full HD çözünürlük sunacak, 60 FPS performansı sunacak ve 90 derecelik bakış açısına sahip olacağımız Project Morpheus, Sony’nin attığı adımlardan belki de en büyüğü olacak. Eğer Sony beklentileri karşılayabilirse Project Morpheus oyunculuğun ve oyunların geleceğini belirleyebilecek bir düzeye çıkacaktır.

Tabii ki bir de bu piyasaların rekabet olayları var. Microsoft, Sony’nin bu hareketlerine er ya da geç cevap verecektir. Umarız çıkacak olan bu rekabet, geliştirilen cihazların veya teknolojilerin değerini düşürmez.

Çocuklarınızın teknolojiyi kullanarak öğrenmesini sağlayın

Henüz iki yaşında olan çocuklar iPad kullanıyor, ilköğretim öğrencileri video oyunlar oynuyor ve uzun süre bilgisayardan ayrı kalamıyor.

Biliyorsunuz, teknoloji artık her yerde ve çocuklar üzerindeki etkisi oldukça fazla.

Wireless Generation direktörü Larry Berger, teknolojinin çocuklar için inanılmaz bir eğitim aracı olduğunu savunuyor. Çocukların online olarak öğrenmesini sağlayan programların, online ders ve oyunların; çocukların gelişim süreçlerini hızlandırdığını dile getiriyor.

Evde teknoloji ile öğrenmek

Teknoloji çocuklarınızı eğlenceli şekilde eğitmenize yardım ediyor. Çoğu aile tarafından zaman kaybı olarak görülen oyunlar ve diğer online araçlar, aslında etkin ve doğru kullanıldığında sandığınız gibi zaman kaybı değil. Peki, teknolojiyi çocuklarınız üzerinde nasıl etkin kullanırsınız? İşte bugün bu sorunun cevabını sizlerle paylaşacağım.

  • Aktif Katılıma Odaklanma: Center for Children and Technology başkanı Shelley Pasnik, çocuğunuz herhangi bir teknolojik ekranla uğraştığında, onlara sorular sormanız gerektiğini söylüyor. Çocuğunuzun ilgilendiği programı durdurarak veya reklamı sessize alarak, “Sen bu durumda olsan ne yapardın?” veya “Karakterler hakkında ne düşünüyorsun?” gibi ilgi çekici sorular sormalısınız.
  • Tekrara İzin Verme: DVD’ler ve YouTube videoları genç beyinlerin tekrar yapması için vazgeçilmez unsurlardır. Bu yüzden onlara aynı videoyu izlemeleri için izin verin ve her izlemeden sonra farkındalık yaratıp yaratmadığını sorun.
  • Dokunma Duygusunu Hissettirme: Ekrandaki nesnelere fare ile tıklamanın aksine, yeni tablet bilgisayarlar çocukların kendi parmakları ile ekrana dokunmalarını sağlar. Eğitimde metot değil, insan kişiliği göz önüne alınmalıdır diyen Montessorium gibi, çocukların dokunsal olarak kullanabileceği uygulamalar kişisel gelişim için oldukça büyük fayda sağlar.
  • Problem Çözme: Bilgisayar oyunlarında ortaya çıkan zorlu süreçler konsantrasyon ve analitik beceri gerektirir. Bu da çocuğunuzu bu aşamalarda sorunları çözmek için fazlasıyla zorlar. Çocuğunuz oyunun bir aşamasında sıkışmış ise, sorunu çözmesi için onları yeni yollar bulmaya teşvik etmek amacıyla Berger: Max, The Magic Marker veya Crayon Physics gibi oyunları tavsiye ediyor.
  • Yaratıcılığa Teşvik Etme: Teknolojiyi sadece eğlence için değil, yaratıcılık içinde kullanın. Pasnik, çocuklara kendi iradeleriyle seçim yapmak için oldukça az fırsat verdiğimizi söylüyor.

Örneğin; iPod’unuza yeni bir şarkı veya hikaye yükleyin. Ardından çocuklarınızdan oynatma seçeneklerini kullanarak sesi hızlandırmalarını, yavaşlatmalarını veya yeni bir ses oluşturmalarını isteyin. Çocuğunuza yeni bir şey yarattığını hissettirene kadar bu tip eylemlerde bulunun.

  • Nasıl Kullanıldığını Gösterin: Birçok bilgisayar oyununun farklı seviyeleri var ve küçük çocuklar bu seviyelerin nasıl yukarı taşınacağını ve değiştirileceğini bilmiyor. Çocuğunuzun oynadığı seviye onun için çok kolay geçilebilir bir hale geldiğinde, ona meydan okuyacağı seviyelere nasıl geçildiğini öğretin.
  • Sorular Sorun: Çocuğunuz bir uygulama veya oyunu hep yanlış düğmeye basarak, yanlış bir şekilde kullanıyorsa, bunun nedeni oyun içinde sıkışmak veya çözemediği problemler olabilir. Bu yüzden mutlaka çocuklarınıza bunun nedenini sorun ve birlikte çözüm yolları arayın.

Çeşitli endişelerle çocuklarımızı teknolojiden uzak tutmak günümüz dünyasında çok da gerçekçi bir çözüm değil. Dijital eğitim seçenekleri artık hem iş hem de eğitim dünyasına hakim olmaya başladı. Çekincelerimizi bir kenara bırakıp bu dünyanın nimetlerinden çocuklarımızı ne kadar fazla yararlandırabileceğimiz üzerine odaklanmamız gerekiyor.

Turkcell Akademi de bu bağlamda geliştirilen güzel bir çözüm. Dil eğitiminden, liderlik eğitimine, pazarlama eğitiminden, programlama eğitimine kadar geniş bir yelpazede farklı eğitimler www.turkcell.com.tr/akademi platformu altında toplanmış durumda. Eğitimde dijitalleşme sürecinin zaman ve mekan kısıtını ortadan kaldırması çocuklarımız için de oldukça büyük bir avantaj, dijital eğitim platformlarını bu perspektiften değerlendirip, çocuklarımızı bu olanaklardan faydalanmaları için bilinçlendirmeliyiz.

Teknolojinin ve teknolojik cihazların içerisine doğan çoçuklarımıza bu dünyayı iyi anlatmamız gerekiyor. Yazının sonunda da geleceğimizin teminatı olan tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı‘nı kutlamak istiyorum. Gelecek çocuklarımızın eseri olacak, şüphe yok ki bu eserin inşaasında en temel harcımız da teknoloji bilgisi olacak.

WebRTC

Bu yazımızda son yıllarda gittikçe popülerlik kazanan ve de telekom dünyasını yakından ilgilendiren yeni bir teknoloji olan WebRTC’yi tanıtmak isteriz.

Web RTC yi tanıtmadan önce ses dünyasına ufak bir bakış atmak faydalı olabilir.

Bildiğiniz gibi uzunca bir zamandır ses teknolojilerinde servis tabanlı bir model uygulanmakta. Telefon şirketleri ses hizmetini belirli bir fiyat üzerinden aylık abonelikle kullanıcılara sunacak şekilde bir satış modeli oluşturmuş durumdalar. Bu model kablolu iletişim dünyasında, hatta daha sonra yaygınlaşan kablosuz iletişim dünyasında da çok değişmeden başarılı bir şekilde kullanılmaya devam ediyor.

Ancak bildiğiniz gibi özellikle akıllı telefonlarında yaygınlaşmasıyla, telefon iletişiminin bir kısmı servis dünyasından uygulama tarafına doğru kaydı. Uygulama üzerinden ses kullanımında kullanıcılar olarak daha esnek bir hizmet almaya başladık. Örneğin operatörlerin sunduğu hizmet yanında herhangi bir anda ses görüşmelerini wifi veya 3g üzerinden whatsapp ile gerçekleştirebildiğimiz gibi , başka bir zamanda kontaklarımızı viber yada skype üzerinden gerçekleştirebilir hale geldik. Ses ve mesajlaşma hizmeti sağlayan bu tür uygulamaların yaygınlaşmasıyla uzun zamandır artış yönünde olan telekom ses gelirleri belirli bir seviyede kalmaya başladı.

Son birkaç kaç yıldır ses alanında yeni bir devrimin bu sektörü sarsacağı düşünülüyor. WEB RTC adı verilen bu yeni teknoloji ile ses iletişimin bir kısmının web alanına taşınacağı öngörülüyor. Bu teknolojiyle artık herhangi bir cihaz üzerinden hem sesli, hem görüntülü görüşme hem de veri paylaşımı teknik olarak yapılabilir hale geliyor. Bu yetenekler herhangi bir web yada mobil uygulama aracılığıyla çok daha kolay ve de mevcut telefon şebekeleri kullanılmadan direk iki parti arasında gerçekleştirilebiliyor

Bu yeni teknoloji le web den yapılan görüşmelerde telefon numaraları da anlamsız hale geliyor. Çünkü ses ve vidyo artık herhangi bir uygulamanın içine ek yetenek olarak kolaylıkla eklenebiliyor. Artık telefon numarası ezberlemek zorunda kalmadan uygulama içinden herhangi bir arkadaşınızı arayabilmeniz mümkün.

Teknik olarak çözüm sağlanmakla beraber, bu tür bir hizmetin önünde engeller de yok değil. En önemli sorun ücretlendirme olacak gibi duruyor. Örneğin bir web sitesinden alışveriş yaparken , bir satış yetkilisi le görüşmek isterseniz bu teknoloji ile hemen web sitesi üzerinden bir butona basıp, satıcı ile aynı ekran üzerinden görüntülü iletişime başlayabilirsiniz. Peki böyle bir senaryo da telekom şirketleri bu hizmeti nasıl paraya dönüştürecek? Müşteri mi yoksa satıcı mı telefon görüşmesini ödeyecek? Görüşme telekom şirketinin şebekesinden geçmemiş de olabilir. Bu tür bir iletişimde şebeke olarak  sizinkinin kullanılması ve sizin bundan gelir sağlamanız zor olacak gibi görünüyor.

Eğer bu teknoloji  yaygınlaşacak olursa , buna uygun iş modelleri düşünerek dönüşüm yapmak  servis sağlaycılar için kaçınılmaz gibi duruyor.

Değişime ayaka uydurabilenler için ise yeni gelir kapılarının açılması mümkün.

Peki nedir WebRTC?

WEB RTC tarayıcılar (Explorer, Chrome, FireFox etc.) arasında gerçek zamanlı iletişim sağlamak üzere W3C tarafından hazırlandan standardlara verilen ad.

Şu an bu teknoloji Chrome, FireFox ve Opera tarayıcılarında desteklenmekte. WEB RTC kullanılarak sesli ve görüntülü görüşme yapılabilir , aynı zamanda dosya paylaşımı gibi görüşme esnasında veri iletişimi sağlanabilir.

Bu güne kadar, PC tabanlı gerçek zamanlı iletişimi sağlamak için çoğunlukla üreticiye özel geliştirilen sinyal işleme teknolojisi ve bu teknolojiye özel eklentiler ve soft istemciler gerekiyordu. WebRTC ile ses ve video işleme motoru teknolojileri açık kaynak kodlu olarak geliştiricilerin hizmetine sunuluyor. Geliştiriciler bu teknolojiye bir ücretsiz lisans altından erişebilecek ve sadece basit HTML5 ve JavaScript API’leri kullanarak gerçek zamanlı multimedya uygulamaları hazırlayabilecekler.

Internet bağlantısı olan her cihaza – (Tablet, PC, Telefon, TV) WEBRTC yeteneği eklenip , arada bir telekom şebekesi olmadan bu cihaz bir iletişim aracı haline dönüştürülebilir.

İnternet üzerinde şimdiden bununla ilgili sayısız yazılımı aracı bulmak mümkün ve bu araçlar kullanılarak web ve mobile uygulamalara hızlıca WEB RTC yeteneği eklenebilir.

Sinyalleşme

WEB RTC diğer ses teknolojilerinin aksine sinyalleşme için herhangi bir yötenm tanımlamıyor. Bu da size görüşmenin karşılıklı kurulması, yönetilmesi,  ve kapatılması için herhangi bir yöntem kullanmak konusunda esneklik tanıyor.

Iletişimi yönetmek yani sinyalleşmeyi gerçekleştirmek için internet üzerinde zaten çok sayıda teknoloji var ve bunların hepsi WEB RTC ye entegre edilebilir.

Bu alanda çok fazla tecrübe sahibi olan servis sağlaycıları için ise bu bulunmaz bir fırsat. WEB RTC yi kendi telekom altyapılarına entegre ederek iki dünyayı birleştirme olanağına sahip olacaklar böylelikle son web teknolojileri ile kendi güvenli ve sağlam telekom altyapılarını birleştirerek çok daha inovatif uygulamalar oluşturmaları mümkün hale gelecek.

Kullanım Alanları

Kullanım alanlarına göz atacak olursak WEB RTC nin taraycılar arası iletişimden kurumsal tıkla konuş servislerine kadar birçok kullanım alanı var.

En yaygın şeklinin tarayıcılar üzerinde çalışan ve web den iletişim sağlayan uygulamalar olacağı öngörülüyor

Mobil uygulamalar içine tarayıcıyıda entegre etmek mümkün olduğundan akıllı telefonlar üzerinde de hızlıca ses yeteğine sahip uygulamaların artması bekleniyor

Kurumlar için ise WEB RTC , karmaşık call center ve konferans uygulamaları gerçekleştirmeyi kolaylaştırarak kurumların bu anlamdaki maliyetlerini düşürebilir.

Kurumların WEB RTC yi kullanması durumunda telekom servis sağlayıcıların da gelirlerinin etkilenmesi muhtemel.

Eğer WEB RTC yaygınlaşacak olursa, Webden PSTN/PLMN yönüne doğru arama yaptırılabilmesi için Telekom şirketlerinin kendi ağını WEB RTC geliştiricilerine açmaları gerekiyor. Ancak bu sayede oluşabilecek potansiyel gelirden fayda sağlamaları mümkün hale gelebilecek.

Bir taraftan da bilindiği üzere vidyo görüşmeleri de son yıllarada artan bir trende sahip. Bu nedenle servis sağlaycılarının vidyo yeteneklerini de Web RTC destekleyecek hale getirmelerinde fayda var.

WEB RTC ile gerçek zamanlı görüntülü ve sesli görüşmenin yanında ekran paylaşım ve dosya paylaşımı  gibi eş zamanlı veri iletişimi de  mümkün olabildiğinden, bu alanda birçok inovatif uygulamanında çıkacağı tahmin ediliyor.

WEB RTC bir anlamda akıllı telefonların ses ve mesajlaşma alanında yaptığı etkinin bir benzerini  web aracılığıyla yapabileceği tahmin ediliyor.

WEB RTC sunduğu kolay geliştirme yetenekleri ile milyonlarca yazılım geliştiriciyi , dah önceden yapamadıkları yeni inovatif uygulamalar yapmaya yönlendirebilir.

Bu nedenle bu teknolojiyi telekom şirketlerinin yakında takip etmesinde fayda var.

Fırsatlar

Servis sağlayacıları bu teknolojinin yaygınlaşması durumunda, kendileri de aktif rol oynayarak  bir takım fırsatlar yaratabilirler.

İlk olarak firmalar şebekelerinde bir gateway konumlandırıp Web RTC uygulamalarından kendi telefon ağlarına erişim sağlatarak,  bir platform hizmeti verebilir ve bunu

ücretlendirebilirler.

İkinci olarak firmalar kendileri OTT ler gibi WEB RTC uygulamaları geliştirebilir. Bunun için kendi mevcut yazılım geliştirici kadrolarını kullanabilir ya da uygulama geliştiricileri ile birlikte çalışabilirler.

Son olarak da firmalar bir takım araçlar ve apiler geliştirerek , yazılm geliştiricilerin kendi platform ve yetenekleri ile beraber uctan uca servis verebilecek bu tür uygulamalar geliştirmelerine olanak sağlayarak bu alandaki gelişimi yönlendirebilir ve yönetebilirler.

Özetle telekom şirketleri eskiden olduğu gibi sundukları hizmetlere sadece kendi sağladığı cihazlardan değil de tüm cihazlardan laptop, tablet, tv erişilebilecek şekilde bir yapı değişikiğine yani cihaz odaklı bir yaklaşımdan erişim odaklı bir yapıya geçmek üzere hazırlıklarını yapabilirlerse bu teknolojinin yaygınlaşması durumunda  yeni oluşan duruma adapte olabilir ve bu alana doğru kayması muhtemel gelirlerini koruyabilirler.

Aşağıda bu yeni teknolojiyi dahada ayrnıtılı öğrenmek için faydalı olabileceğini düşündüğümüz bir takım linkleri ve örnek uygulamaları bulabilirsiniz.

WebRTC linkler

www.webrtc.org Web RTC ile ilgi tüm gelişmeleri takip edebileceğiniz bir site.

https://apprtc.appspot.com/</span> Yine bu sitede bu bulabileceğiniz referans bir Web RTC Demo uygulaması


WEB RTC Servisleri

Gotomeeting.com Ücretsiz – Adresten de anlaşılacağı üzere Gotomeeting sitesinin ücretsiz konferans odaları size sunulmakta. Bu yüzden de bazı kısıtlamalar var. Mesela sadece 3 kişiye kadar ekran paylaşımı yapabiliyorsunuz. Ayrıca sohbet odasının ismini kendiniz belirlemek için Facebook veya Google hesabınızla giriş yapmanız isteniyor.

talky.io – Kayıt olmadan, form doldurmadan sadece internet tarayıcınız üzerinden 6 kişiye kadar görüntülü konferans servisi.

sharefest.me – Sadece web tarayıcınız üzerinden P2P altyapısı ile dosya transferi yapabiliyorsunuz.Transfer etmekistediğiniz dosyayı Firefox tarayıcısı üzerinden sürükle bırak yaparak dosya adresinin oluşturulmasını sağlıyorsunuz.Yalnız dikkat etmeniz gereken nokta eğer Firefox  tarayıcısını kullanıyorsanız transfer etmek istediğiniz bilgisayarda da Firefox tarayıcısını açıp dosya adresini girmeniz gerekir.Yani transfer yapacağınız iki bilgisayarda da Firefox açık olmalıdır veya iki bilgisayarda da Chrome olmalı.

revealjs.herokuapp.com – Aşağıdaki video’dan denemesini izleyebileceğiniz bu servis aslında bir servis değil.Sadece bir kod parçasının webrtc ile neler yapabileceğinin muhteşem bir kanıtı.Siteye girdiğinizde sadece tarayıcınız ve webcam’iniz ile sanki kinect kullanıyormuşsunuz gibi sitedeki yazıları elle kontrol edebiliyorsunuz

webrtc-experiment.appspot.com – Daha çok geliştiricilere yönelik örnekler bulunan sitede birçok webrtc uygulamasını toplu halde bulabilirsiniz.

veckon.com – Webrtc destekli farklı bir video chat sitesi

opentokrtc.com – Üyeliksiz başka bir video konferans sitesi daha.

appear.in – Kullanımı kolay bir konferans sitesi. Ekranınızı paylaşabiliyorsunuz ayrıca konferans odası ismini kendiniz seçebiliyorsunuz. Konferansınızı özelleştirmek için “Lock Room” düğmesine tıklayarak herkesin odaya girmesini engelleyebiliyorsunuz.

Bir dijital eğitim macerası: Öğren, Unut, Yeniden Öğren

Dijital eğitim dünyasındaki son gelişmeler, öğrenme ve yeniden öğrenme kavramları hakkında önemli bilgiler Turkcell Teknoloji Zirvesi’ndeydi.

Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde dijital eğitim dünyası hakkında çok önemli bilgiler paylaşıldı. Turkcell Akademi Grup Başkanı Banu İşçi Sezen ve Stratejik Yönetim Uzmanı Prof. Ecmel Ayral sunumunda gerçekleşen keyifli sunumda, eğitim dünyasında değişen trendler, yeniden öğrenme kavramı, yeniden öğrenmenin önemi ve kurumsal alanda dijital eğitim hakkında detaylı bilgiler verildi.

Sunuma Alvin Toffler’ın ünlü sözlerinden biriyle başlayan Banu İşçi Sezen ve Ecmel Ayral, 21. yüzyılın cehaletinin körü körüne inanmak, sorgulamamak ve yeniden öğrenmekle gerçekleşeceğini vurguladılar. Ecmel Ayral konuşmasının başında günümüzde üniversiteli sayısının da, üniversite sonrası eğitim ihtiyacının da arttığının altını çizdi. İş hayatında da, eğitim hayatında da öğrenmenin sürekli olması gerektiğini söyleyen Ayral, Zaman ve Mekan Kısıtı & Bilgi Kısıtı kuramı doğrultusunda günümüzün öğrenme dönüşümünü katılımcılara anlattı. 20. yüzyılda Teorik ve pratik yetkinlik doğrultusunda rutin işlerin yapıldığını belirten Ecmel Ayral, 21. yüzyılda bu gidişatın kaotik hale geldiğini belirtti. Ecmel Ayral, günümüzde sadece öğrencilerin değil, akademisyenlerin ve kariyer sahiplerinin de hiç durmadan öğrenmek zorunda olduklarını vurguladı.

Görsellik ve videonun gücü artıyor

Banu İşçi Sezen, konuşmasına görsellik ve videonun büyüyen gücüne ve bu doğrultuda giderek daha da önem kazanan mobilitenin yükselişine dikkat çekerek başladı. Konuşmasında çeşitli araştırma verileri paylaşan Sezen, teknolojiyle öğrenme dönüşümü kapsamında yapılan araştırma verilerine göre doğrultusunda; günümüzde bilgilerin %90’ının görsel duyu üzerinden iletildiğini, video yoluyla bilgilerin 5-6 kat daha hızlı hatırlandığını ve görsellerin metinlerden 60.000 kat daha hızlı işlendiğini söyledi.

Eğitimin tabletler, akıllı telefonlar ve bulut tabanlı yazılımlarla daha verimli hale getirilebildiğini söyleyen Sezen, doğru içerik ve sürekli revize olan bilgilerin öneminin altını çizdi. Eğtimin nasıl olması gerektiğinin halen tartışılan bir konu olduğunu söyleyen Sezen, açık kaynaklı eğitimin ne kadar hızlı yaygınlaştığını somut örneklerle anlattı.

Turkcell Akademi Grup Başkanı Banu İşçi Sezen, yeni dünya düzenine ayak uydurmak ve başarılı olmak için yeniden öğrenmenin çok büyük önem taşıdığını önemle belirtti. Google’ın toplam 80.000 çalışanına her gün yeniden öğrenme sağlamak için Udacity adlı bir HTML5 eğitim platformu hazırladığını söyleyen Sezen, Turkcell’in de benzer vizyonla 55.000 çalışanına sadece 3 saat içerisinde eğitim verip verilen eğitimin sınavını gerçekleştirebildiğini vurguladı. ABD’de kurumların %77’sinin çalışanlarına online eğitim verdiğini belirten Sezen, bu oranın Türkiye’de son verilere göre %4 seviyesinde olduğunun ve bahsi geçen düşük oranın hızla artması gerektiğinin altını çizdi.

Banu İşçi Sezen, konuşmasına Turkcell Akademi hakkında dikkat çekici veriler paylaşarak devam etti. Turkcell Akademi’nin sadece 2 yaşında olduğunu ve bu genç platformun çok büyük işlere imza attığını söyleyen Sezen, Turkcell Akademi’nin 3 milyondan fazla kullanıcıya, 80.000’den fazla kurumsal kullanıcıya sahip olduğunu belirtti.

Beynimiz yılın her dönemi farklı şeylere odaklanıyor

Çalışma belleği etkinliği sonbaharda zirveye çıkarken, dikkat yaz aylarında zirveyi zorluyor. Yani beynimiz yılın her dönemi farklı şeylere mi odaklanıyor?

Kış çoğu zaman kasvet, bahar ise keyif verici olarak hissedilir. Mevsimler salınımlar çoğu kişiye göre böyle gerçekleşir. Fakat bu hislerin ötesinde, Proceedings of the National Academy of Sciences tarafından yapılan bir araştırmaya göre, yıllık döngüler düşündüğünüz gibi olmayabilir.

Araştırmaya, 28 gönüllünün bilişsel işlevleri yıl içinde farklı noktalarda test edilerek, mevsimsel olarak beyin bölgesi aktivitelerindeki değişimler araştırmacılar tarafından not edilerek başlandı.

Araştırmaya göre, çalışma belleği alanları, sonbahar ekinoksu etrafında en yüksek performans gösterdi. Yaz gündönümünde ise dikkat ile ilgili alanlar yükselişe geçti.

Belçika’da Liege Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, Pierre Maquet’in ve Gilles Vandewalle önderliğinde, 21 yaş etrafında toplanan, sağlıklı ve cinsiyete göre eşit bölünmüş 28 gönüllü üzerinde test edildi. Araştırmacılar gönüllülerin günlük ritim ve çevresel faktörlerin etkisini ekarte etmesi için 4.5 gün boyunca laboratuarda kalmak suretiyle gönüllüleri hazırladı. Bu hazırlık aşamasından sonra gönüllülere bilişsel testi uygulandı ve fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullanarak beyin aktiviteleri takip edildi.

Beyin aktivitelerinin anlık incelendiği araştırmada, araştırmacılar katılımcıların yılın farklı zamanlarında aktif beyin alanlarının değiştiğini fark etti. Beyin aktivitesindeki farklılıklar, katılımcıların genel performanslarına engel olmamasına rağmen, görüntüler beynin farklı bölgelerinin sezona dayalı olarak değiştiğini gösterdi.

Özellikle, frontopolar alanlar gibi çalışma belleğinin yer aldığı beyin bölgelerinde aktivite, sonbaharda en aktif ve ilkbaharda rölantiye yakın idi. Dikkat ile bağlantılı beyin bölgeleri için yazın yükseklik doruğa ulaşırken kışın ise tam tersi idi.

Zihinsel salınımların önemini anlamak için erken olsa da, araştırma; insan beyniyle ilgili öğrenme ve davranışları etkileyebilecek, daha önce farkedilmemiş mevsimsel ipuçları sağlayabilir.