İnternet üzerine ilk röportaj

1984’de bir dergide çalışırken, fuara standımızda bir şov yapalım, dedik. Şimdi bir üniversitenin rektörü olan Boğaziçi Üniversiteli arkadaşım bize Commodore ile bir Türk bayrağı sunumu yapmıştı.

Bayram tatili için işadamı arkadaşım İbrahim Sayın ile Bangladeş’e gittik. Bir iki yere daha uğrayabilirdik ama Bangladeş, bayram süresince Türkiye’den kimseyi ülkesine almadığı için kapıdan göndük.

Sıkıntılı bir 24 saat yaşadık ama yine de güzel anıları paylaştığımız bir yolculuk oldu.İbrahim Sayın, Türkiye’de ilk borsa yazılımını yapan kişidir. İDB hala bu alanda önde gelen yazılım şirketidir.

Dünyada ilklerin hep ilginç bir hikayesi vardır. Genç biri, kimsenin bilmediği bir alanda at koşturmaya başlıyorsa, bu alkışın ötesinde bir takdiri hakkeder. Daha da ilginci, sohbet sırasında Sayın ile aynı dönemlerde aynı konu ve kişilerle teğet halimizi fark etmemiz oldu.

Üniversite yıllarımızda bilgisayar demez, “kompüter” derdik. Her bilgisayarın çalışması için bir programının olmasını bilirdik. Kompüterin programını da öğrenci olarak aynı evi paylaştığım İTÜ’de okuyan bir arkadaşımda gördüm. Delikli kartonlarla bilgisayarın nasıl çalıştığına bir türlü anlam veremezdim.

1984’de bir dergide çalışırken, fuara standımızda bir şov yapalım, dedik. Şimdi bir üniversitenin rektörü olan Boğaziçi Üniversiteli arkadaşım bize Commodore ile bir Türk bayrağı sunumu yapmıştı.

Çizgiler akıyor ve Türk Bayrağı oluyordu. Bugün için basitti ama fuarda iyi ilgi uyandırmıştık.

Benim öğrencilik yıllarımdaki bilgisayar bilgileri bunlardan ibaretti. TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik Dergisini de sürekli okuduğum için teknolojiye daima yatkınlığım oldu.

Resmi olarak ilk gazeteciliğe 1987’de Ankara’da başladım. Ankara’daki ilk günlerimde  Ege Üniversitesi’nde asistanlık yapan Selim Uzunoğlu ile karşılaştım. Kendisi Türkiye’ye interneti getiren Prof. Dr. Oğuz Manas’ın kürsüsündeydi (Oğlu Alphan Manas ile yıllar sonra arkadaş olduk).

Sohbet sırasında internetten konu açıldı. Anlamakta zorluk çektim. Nasıl oluyor da bir hattan bütün üniversite kütüphanelerine ulaşabiliyordu.

Uzunoğlu, son günlerde üzerinde çalıştığı dokümanları gösterdi. Harvard, Yale gibi üniversite kaynaklarına internet ile ulaşmış ve bunların bilgisayar çıktılarını bana gösteriyordu.. Müthiş bir şeydi..

Bunun üzerine hemen bir röportaj yaptım kendisiyle…

O günlerde internet sadece Ege Üniversitesi ve ODTÜ’de vardı. Ve sadece bir avuç insan o imkandan yararlanıyordu. Bu Türkiye’de internet üzerine yapılmış ilk röportaj diye hatırlıyorum. İlk olmasına rağmen yeterince ilgi görmedi. Çünkü bir hayal dünyasından bahsediyordu.

İbrahim Sayın ile sohbetimizin kesişme noktası da bu oldu

Kendisi 1986 yılında askerlik görevi için İzmir Bornova’ya gidiyor. Mesleğini bilgisayarcı olarak söylediği için, komutanı kendisinden kışladaki askerlerin görev ve dağılımı ile ilgili Excel listesi gibi bir şey hazırlamasını istiyor.

Ne askeri ortam buna uygundu ne de teknik ekipmanı yeterliydi. İzin isteyerek eve gidip yazayım der. Komutan olmaz der, o sırada akıllarına yan taraftaki Ege Üniversitesi gelir.

Asker olmasına rağmen, Oğuz Manas’ın kürsüsünde ona bir masa verirler.

İbrahim Sayın, istenilen programı yazdığı gibi internet ve internet teknolojisi ile ilgili gelişmeleri de burada öğrenme fırsatı bulur.

Asker dönüşü Türkiye’de bir borsa fırtınası yaşanmaktadır. Genç işadamlarının gözü borsadadır.

Bunlardan biri de Kapalıçarşı’ın en büyük kuyumcularından Atasay Kamer’in oğlu Cihan’dır. Cihan Kamer, hisse hareketlerini takip için İbrahim Sayın’a gelir, istediği programı yazıp yazamayacağını sorar. Yazarım der. Altı ayda sonuç alan bir program ortaya çıkar.

Bunu duyan bankalar, genç borsacılar Sayın’ın kapısına dayanır.

İnternet üzerine ilk röportajımın kayıtlarına ulaşamadım ama bir dostumla ortak bir paydamın daha olması benim için bayram hediyesi oldu.

Yazar hakkında Tüm iletileri göster

canercan98

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *