Author - canercan98

10 maddede 2016’nın depolama trendleri

2016 yılına girdik ve yeni bir yılın getirdiği yeni depolama trendleri ile karşı karşıyayız. 2016 yılında veri merkezi yöneticilerinin, kurumsal stratejileri ve depo alımlarını şekillendirecek olan bu trendleri göz önünde bulundurması oldukça muhtemel görünüyor.

1. Soğuk depolama/Arşivleme

Veri arşivleme ve soğuk depolama, akın akın gelen sınıflandırılmış veya sınıflandırılmamış tüm verilerin depolanmasında birçok şirketin kullandığı nispeten sıradan ancak bir o kadar da gerekli bir yöntem. Soğuk depolama ise nadir kullanılan verilerin saklanmasında oldukça masrafsız bir yöntem ve verilerin yavaş çalışan ucuz disklere kaydedilmesi sayesinde medya masrafları da düşüyor. Bu yöntemler depolama konusunda eskiden ikinci tercih konumunda olsa da 2016 yılında bu durum değişecek gibi görünüyor.

2. Depoyu hibrid bir bulut sistemine dönüştürme

Bulut teknolojisinin kullanılmaya başlanmasından bu yana 10 yıllık bir süreç geride bırakıldı ancak şirketler kamu ve özel gibi birden fazla veri kaynağını hareket ettirmede zorluklar yaşıyor. Özellikle büyük çapta veri projelerini gerçekleştirirken tüm verilerin bir noktada birleştirilmesi ve birlikte hareket ettirilmesi gerekiyor. 2016 yılı itibariyle depo ve bilişim sağlayıcıları, şirketlerin verilerini farklı bulut sistemleri arasında kolaylıkla taşıyabileceği yöntemler üzerinde çalışıyor.

3. Sıralı depolama otomasyonu

Yeni yıl ile birlikte birçok veri merkezi elindeki verileri en sık erişilen ve nadir erişilen gibi kategorilerde tutarak hızlı erişim sağlamaya başladı. Bu yöntemde sürekli erişim talep edilen veriler taşınabilir ve sabit durumdaki hızlı sürücülere depolanırken erişim isteğinde yoğunluk olmayan diğer veriler daha yavaş disklere veya bant sürücülerine depolanıyor. Eskiden bu tarz kategorilere ayrılma işlemi el ile yapılırken 2016 yılı itibariyle bu işlem önceden programlama ile veri depolama otomasyonunu önemli ölçüde hızlanacak.

4. Hareketli iş istasyonları

Laptop veya masaüstü bilgisayar tercihlerinizde artık sabit sürücüler yerine taşınabilir sürücüler bulunsun. Bu tarz depolama sistemine sahip daha fazla bilgisayarın bir araya gelmesiyle verilerin bir bulut veya veri merkezinde toplandığı daha küçük bir istemci oluşturulabilir.

5. Taşınabilir sürücüler

2015 yılının ortalarında taşınabilir sürücülerin fiyatlarında 18 aylık bir sürede yaklaşık %75’lik bir düşüş yaşandığı görüldü. Artık veri merkezleri depolarını taşınabilir sürücülerinden oluşturmak için kesenin ağzını açmaya başladılar.

6. Yeni nesil sabit sürücü

Veri merkezleri uzun bir süredir depolama için sabit sürücüleri kullanıyor ve sabit sürücüler bir anda ortadan kaybolmayacak. 2016 yılı ile birlikte Intel, Optane sürücülerinde yeni nesil bir depolama sistemi kullanacak ve bu sistem şu an taşınabilir veya sabit sürücülerde bulunan veri depolama sisteminden 1.000 kat daha hızlı çalışabilecek. Söz konusu Optane sürücüler, sabit sürücünün güç kaybı yaşaması durumunda dahi verileri saklayıp koruyabilecek.

7. Verileri bilanço tablosunda malvarlığı olarak kullanma

Verilerin şirketlerin bilanço tablosunda paraya çevrilebilir bir varlık olarak gösterilmesi şimdiden sanayi analistleri ve düzenleyicileri tarafından aktif bir şekilde tartışılıyor. Eğer bu durum gerçekleşirse, şirketlerin veriye olan bakışları tamamen değişecek ve depolama açısından verilerin değeri şirket gözünde oldukça artacak. Bu durum son teknoloji depolama yöntemlerine ve depolama yönetimi sistemlerine yapılacak olan kurumsal yatırımları artırabilir.

8. Baştan sona depolama yönetimi

Kategorili depolama yönetimi otomasyonundaki problem her depolama sağlayıcısının kendine özgü donanım ve teknolojiye sahip olması. Depolama yöneticisinin gözünden bakıldığında tüm depolama sisteminin nasıl işlediğine dair genel bir şemanın olması gerekir. 2016 yılında tek bir bütün olarak işleyen bir depolama yönetiminin gerçekleşeceğinden söz edemeyiz ancak depolama sağlayıcıları daha ucu açık bir arayüz oluşturmak için çalışmalarına devam ediyor. Bu doğrultuda “eklenti” konsepti hayata geçirilerek birden farklı depolama sisteminin bir arada nasıl çalıştığı tek bir şema üzerinden görüntülenmesi amaçlanıyor.

9. Daha iyi katıhal sürücü performansı için yeni yongalar

APKD (Alanda Programlanabilir Kapı Dizileri) yongaları, teknik olarak veri dünyasının bir parçası ancak depolama sağlayıcıları artık daha büyük veri işlemleri için yeni yonga türlerini kullanmanın yollarını arıyorlar. APKD işlemcileri büyük boyutlardaki verilerin daha hızlı işlenmesini sağlıyor ve bu sayede veriye erişimdeki karar sürecini büyük oranda kısaltıyor. APKD teknolojisi bu işlemi yaparken eski bir sabit sürücü tekniği olan “veri bölmeyi” kullanıyor. Süreç içerisinde erişilmek istenen veri birden fazla parçaya ayrılarak birden fazla farklı depolama sürücüsüne dağıtılıyor ve daha hızlı erişim sağlanıyor. Bu sayede sabit disk performansı artıyor ve yüksek veri taleplerinde dahi kolaylıkla çalışıyor.

10. Kasetlerin geleceği

Kasetlerin bir depolama yolu olarak kullanılmasının zamanla azalıp yok olacağı senelerdir dile getirilen bir kehanet olsa da gerçek çok farklı. Geçtiğimiz sene göz önüne alındığında birçok şirket özellikle bina güvenliği için kamera sistemleri açısından kasetlerde depolama yapmaya devam edecek. Video kayıtlarının uzun süre saklanmasına devam edilmesi kasetlerin var olması için yeterli görünüyor.

İnsanları etkilemek için sadece kelimeleriniz var!

Nasıl bir başlık atmalıydık? Ya da nasıl bir hikâye kurgulamalıydık sizlere bu yazıyı okutabilmek için? Madem okumak için tıkladınız o zaman size kaliteli bir içerik sunulması halinde bu yazının sonunu getirebileceğinizi gösterir.

Ülke olarak okuma konusundaki tembelliğimizi azaltmak için öncelikle yazının gözümüze yoğunlaştırılmış şekilde gelmemesi gerekir. O zaman güzel bir ipucu ile yazımıza başlayalım. Uzun yazılarınızın okunabilirliğini arttırmak için mutlaka alt başlıklar ve kısa paragraflar kullanın.

Günlük hayatımızda gerçekleştirdiğimiz anlatımlarda karşıdaki kişi ile sıralı bir konuşma yaşarken, internette sadece siz konuşursunuz. O zaman tek silahınız da kelimeler olur…

En Çok Tüketilen İçerikler

Ülkemizde en çok tüketilen içerikler SPOR alanında gerçekleşiyor. Bu durum açıkçası pekte şaşırtıcı değil. Davranışların takibinde ise sosyal medya uygulamaları kullanımı, online radyo dinlemek ve ücretsiz yazılım indirmek Türk internet kullanıcılarının yoğun davranışları arasında yer alıyor. 

Kimler Okuyor?

İçerik tüketimi konusunda %10’luk bir pay ile erkeklerin önde olması, bayanların %45’lik bir oranda kaldığı görülüyor. Okuyucu kitlesinin ise %60 oranında 16-34 yaş kitle tarafından tüketildiğini bir gerçektir.

Ayrıca erkek internet kullanıcıların reklam içermeyen metinlere daha yatkın olduğu detayını da paylaşmadan geçmeyelim.

Satın Almadan Önce İçeriğe İhtiyaç Duyuyorlar

Herhangi bir ürün olabilir. İnsanların alışveriş davranışları değiştikçe ürün alım süreçleri, araştırma süreçleri ile birlikte arttı. Peki, normal bir kullanıcı ürünü almadan önce nelere ihtiyaç duyuyor?

– Firma/Sitenin güvenilirliğine inandıracak içeriklere
– Ürünün kalitesini ve kullanışlılığını arttıracak içeriklere
– Kullanıcı tecrübelerine ve değerlendirme yorumlarına
– Tavsiye edilen bir ürün olup olmadığına
– En uygun fiyat garantisini sağlayan içeriklere

Hal böyle olunca firmalar içinde detaylı bir çalışma başlıyor.

Mükemmel İçerik Hazırlamak İçin 10 Altın Kural

– Başlık olabildiğince kısa ve içeriği yansıtan bir şekilde oluşturulmalıdır.

– İçeriğin oluşturulma sürecinden önce hangi konulara değineceğinizi başlıklar/alt başlıklar belirleyin ve anlatım sıralamasını sağlayın. Bu içeriğinizin bütünlüğünü ve akıcılığını sağlar. Tabi birde sizin konudan sapmanızı engeller.

– Yazım ve imla hatalarını sıfıra indirin. Bu konuda Office programlarından da yardım alabilirsiniz.

– Gereksiz cümle ve süslü kelimelerden kaçının. Verdiğiniz tüm bilgiler somut kanıtlara dayansın.

– İçeriklerinizde kendi tarzınızı oluşturun. Anlatım tarzınızı beğenen kişiler bir süreden sonra sizin sürekli takipçiniz olacaklardır.

– Metninizi mümkün olabildiğince 3-4 satırlık paragraflara bölün. Yoğun şekilde sıkıştırılmış yazılar göze zorlu bir metin olarak gelse de bu teknik sayesinde okunurluğu daha fazla arttırabilmeniz mümkündür.

– Önemli yerleri vurgulayın. İster altını çizin, ister üstünü, ister karalayın, ister farklı renkler verin fakat önemli yerleri mutlaka vurgulayın.

– Görseller ile zenginleştirin. Eğer mümkünse ücretli görseller ile kullanım haklarına sahip olun. Makalenin kalite oranını belirleyen bir faktörde ürünün görsel zenginliği/kalitesidir.

– Bilmediğiniz konularda içerikler oluştururken iyi araştırma yapın, değerli bilgileri toparlayarak içeriğinize serpiştirin. Bu detay sizi yazdığınız içerikte otoriter olarak gösterecektir.

– İçeriğinizi oluşturduktan sonra mutlaka baştan sona okuyun. Özeleştiri yaparak gerekli değişimleri gitmeniz, içeriği yayınladıktan sonra fark edeceğiniz hataların önüne geçilmesini sağlayacaktır.

İçeriklerinizin Kalitesini Anlamak İçin 3 İpucu

– Sayfada Kalma Süresi

İlgili içeriğinizde ziyaretçiler giriş yaptıktan sonra ne kadar süre sayfanızda kalıyor hiç incelediniz mi? Mutlaka incelemeniz gerekmektedir. Öncelikle içeriği kendiniz okurken zaman tutarak normalde olması gereken süreyi hesaplayabilirsiniz. İçeriğinizin kalitesi ziyaretçinin sayfada kalma süresi ile ölçülebilir.

– Site İle Etkileşim

Eğer ki alakalı içeriğiniz üzerinden sipariş, talep veya bir etkileşim alıyorsanız ziyaretçi/etkileşim oranları da size sağlıklı sonuçlar verebilmektedir.

– Sosyal Medya Etkileşimi

Yazılarınız sosyal medyada beğeniliyor, paylaşılıyor mu? Bu tarz kullanıcı davranışları almanız için gerçekten içeriğin hakkını vermeniz gerekmektedir. Özellikle ülkemizde çok fazla takdir görmeyen kaliteli içerik en azından emeğe saygı gösteren internet kullanıcıları ile etkileşim kurmanızı sağlar.  Devamı Oku

Kampanyanızı geniş kitlelere ulaştırın

Bir an için kendinizi şu durumun içerisinde hayal edin: Harika bir teknolojik ürün fikriniz var ve bunu hayata geçirme dürtüsünü hissediyorsunuz.

Bir prototip inşa edip ciddiyetinizi kanıtlıyor ve Arıkovanı‘nda bir kitlesel fonlama kampanyası başlatarak insanlardan maddi, manevi ve entelektüel desteklerini istiyorsunuz. Her ne kadar fikrinizden ve ürettiğiniz çözümün geçerliliğinden emin olsanız da, içinizde gece uykunuzu kaçıracak bir belirsizlik yatıyor. Ya kampanyanız yeterince insana ulaşamaz ve 60 gün içerisinde hedeflediğiniz desteği elde edemezseniz? Devamı Oku

Parrot Bebop drone ile sanal gerçekliğe doğru

Günümüzde en çok ilgi çeken teknolojilerinden biri de, VR (virtual reality) yani sanal gerçeklik oldu.

Firmaların çeşitli yaptıkları cihazlar ile bu teknolojiyi bizlere sunmaya hazırlanırken hiç beklenmeyen isimlerde bu teknolojiye dahil oldu. Bunlardan birisi de  Parrot AR.Drone’un yeni sürümü olan  Parrot Bebop Drone oldu.

İlk olarak 2010 yılında kendini gösteren Parrot AR.Drone, o zamanlar en dikkat çeken insansız hava aracı olmayı başarmıştı. Parrot, 2012 yılında ikinci bir sürümünü piyasaya sürerek, bir çok yeniliği de meraklılarına sunmuştu. Bu yılda, karşımıza yeni Parrot Bebop Drone, sürüm ismi ile AR.Drone 3.0 çıktı.

Önceki modeller gibi Bebop da Wi-Fi aracılığıyla akıllı telefon ve tabletlerle bağlantı kurabiliyor. 2,4 ve 5 GHz frekansında çalışabilen Bebop, sahip olduğu dört anten sayesinde Wi-Fi ağının gücüne  orantılı olarak daha yükseğe ya da daha uzağa gidebilmesi mümkün. Önceki sürümlerden gelişmiş olmasına karşın, uçuş süresi kulağa biraz az geliyor. Çünkü,  Parrot Bebop Drone’un toplam uçuş süresi sadece 12 dakika ile sınırlı.

Cihazımızda 14 megapiksel çözünürlüğe sahip, 180 derecelik balık gözü lens sayesinde, net ve takılma olmayavan video görüntülerini elde edebiliyoruz.

Firma bunların yanında yeni ürünleri olan Skycontroller R/C‘yi de bizlere tanıttı. Bu aksesuar ile birlikte, uçuş mesafesini 2 kilometreye kadar çıkarmamız mümkün kılındı. Skycontroller R/C ‘de, joystick şeklinde iki kumandayla Parrot Bebop Drone ’u kontrol etmeyi sağlayan aksesuar, üzerindeki HDMI girişi sayesinde Oculus Riftve benzeri gözlüklerle de kullanılabilir hale getirilerek, daha fazla alana yayılmayı sağlamayı hederfliyor.

Bu gelişme ile Sony, Microsoft ve Samsung gibi VR üzerine çalışan firmaların atakları olacak mı merak söz konusu iken, yakın zamanda bu teknolojiden sonuna kadar yararlanabileceğiz gibi gözüküyor.

Bu yılın dördüncü çeyreğinde piyasaya sürülmeyi planladıklarını belirten Parrot CEO’su Henri Seydoux, fiyat konusunda henüz net bir bilgi vermedi.

İçerik geliştirme hizmetlerinin önemi

Bir ürün ya da hizmet hakkında hedef kitleye ulaşmak ve gereken çalışmaları yaparak istenilen başarıyı elde edebilmek için sosyal medyanın sahip olduğu güç tabii ki tartışılamaz.

Ancak burada sosyal medyanın gücünden yararlanırken mutlaka içerik kalitesine özen göstermekte gerekmektedir. Kalitesiz bir içerik, ürün ne kadar başarılı olursa olsun istenilen başarının önünde büyük bir engel olarak duracaktır. Dikkat çekici ve kaliteli içerikler yaratabilmek, hedef kitleye bu içeriklerle ulaşmak markanın tüketicinin gözündeki değerini yükseltecek ve imajını tam olarak istenilen şekilde yaratacaktır. Burada işin detayı hem kaliteli hem de eğlenceli sıkıcı olmayan ancak gerektiği kadar bilgilendiren içerikler oluşturabilmekten geçiyor. Emin olun, sosyal medya paylaşımlarınızın içeriğini değiştirerek, markanızın kar oranını da tahmin ettiğinizden çok daha büyük bir ölçüde arttırabilirsiniz.

Nedir bu Sosyal Medya İçeriği?

Sosyal medya içeriğinden bahsederken aslında oldukça geniş bir kategoriden bahsediyoruz. Blog yazıları, kurumsal web sitesindeki yazılar, fotoğraflar, videolar, podcast ve widget gibi kitle iletişimi kurmanızı sağlayan her şey bizim için sosyal medya içeriğini oluşturur. Bu içeriklerin her birinin paylaşımının da kaliteli olması, markanın ve ürünün değerini yansıttığı gerçeği asla unutulmamalıdır.

Sosyal Medya İçerik Geliştirme Hizmetleri Ne İşe Yarar?

Yukarıda da aslında kısaca bahsettik. Sosyal medya içeriğinizin kaliteli ve özgün olması, markanızı takip eden kişilerin dikkatini çekecek ve markanızın da aynı kaliteye sahip olduğuna dair mesajlar iletecektir. Günümüzde artık akıllı telefonlar ve tabletlerin de kullanımının ciddi boyutlarda artması ile sosyal medya kullanımı da aşırı boyutlarda artmıştır. Dünyanın öbür ucunda yaşanan bir gelişmeyi saniyeler içerisinde öğrenebiliyorken, bir marka hakkındaki olumlu – olumsuz yorumların da sosyal medya kullanıcıları arasında yayılıyor olması pek de şaşırtıcı olmayacaktır. Sosyal medya kullanıcıları markanızı tercih edip etmeyeceklerine karar verirken, web sitenizdeki bilgilerden çok sosyal medyadaki profilinizi incelemeyi tercih edeceklerdir. Diğer kullanıcıların markanız hakkındaki yorumları, sizin paylaştığınız sosyal medya içeriklerinin kendisine hitap ediyor olup olmadığı sosyal medya ile artık kolayca anlaşılabilmektedir. Hatta kimi zaman tüketiciler sosyal medya platformları aracılığı ile marka ile bire bir iletişim kurmayı da tercih etmektedirler. Günümüzün ciddi anlamda rekabete dayalı olan pazarlarında markanızı öne çıkarmak, satış rakamlarınızı arttırmak ve kaliteli imajınızı gözler önüne sermek istiyorsanız mutlaka sosyal medya içeriklerinize özen göstermelisiniz.

Sosyal medya içerikleriniz eğer kullanıcıların dikkatini çekecek ve fazlasıyla beğenilecek olursa kullanıcılar arasındaki paylaşımlar da artacak ve markanız hiç beklemediğiniz bir anda popüler olabilecek. Ya da rakip firmanızın ürünlerini tercih eden bir kullanıcı, bir arkadaşı vasıtasıyla sizin sosyal medya içeriklerinizi inceleyecek ve marka ile arasında ilk anda pozitif bir bağ kurduğu için belki de ürünlerinizi denemeye karar verecektir.

Kısacası sosyal medyada yaptığınız paylaşımlarınız size birçok açıdan avantaj sağlayacağını düşünerek bu konuda sunduğumuz profesyonel hizmetlerden faydalanabilirsiniz. Markanızın Facebook, Twitter, Instagram, Youtube ve Linkedln hesapları başta olmak üzere tüm sosyal medya içeriklerinizi profesyonel bir şekilde yöneterek size yardımcı olalım.

Başarılı Bir Seo Çalışmasında 3 temel Şart

Kuşkusuz Google son yaptığı algoritma değişiklikleri ile başarı bir seo çalışması yapmanın en temel etkenlerinden birisi web sitenize gelen başarılı bir trafik yani ziyaretçilerden geçmektedir.Eğer tıklama başına ödeme yapıyorsanız (Pay-per-click-kampage) ya da satış kullanım başarı oranlı(Conversion Rates) ölçüyorsanız trafiğin en başarılı en önemli unusur olmadığını çabuk anlıycaksınız.

1-)Web Sitelerinizde Ziyaretçi Bazlı bir seo stratejisi oluşturmak için;

  • Mümkün olduğunca yazdığınız konun detaylarına ininsitenize giren kullanıcının yazdığınız  yada bulunduğunuz sektörler ile ilgli hiç bir şey bilmediğini düşünerek güzel ve özgün bir anlatım yapın
  • Web sitenize giren ziyaretçilerin sitenizde elinizden geldiğince çok dolaşmalarını ve çok vakit geçirmelerini hedefleyin
  • Sık sı olmasada hafta 1 web sitelerini güncellemeyi hedefleyinki devamlı sitenize gelen ziyaretçiler her sitenize girdiğinde yeni bir yazı veya bilgi ile karşılaşsın
  • Ücretli arama motoru reklamlarını kullanın,tanımlanan bir anahtar kelimede reklamlarını yayınlayarak sitenizin bilinirliğini arttırın.
  • Birleşik pazarlama yönetmelerini kullarak başka bir web sitesi çok ziyaretçi alan web sitenizin içeriği ile ilgli bloglardan reklam bannerlarından  periyodik aralıklarla reklam satın alın..
  • Kendi sektörünüz ile ilgli dizin sitelerine kayıt olmayı ihmal etmeyin böylece hem trafiğiniz hemde seo puanınız artıcaktır.
  • Eğer kendi branşınız ve sektörünüzde makale siteleri varsa bunlarda kendi web sitelerinizi sıkça tanıtın ve yorumlar yazın

En yüksek etkiyi görebilmek için ,mümkün olan her seçeneği kullanıp ,aynı zamanda yatırım geri dönüşümünü  ölçmelisiniz.

2-)Kullanımı Kolay Web Sitesi Tasarlayın

Sitenizi seo uyumlu bir kodlama ile ziyaretçilerin hedefine ulaşabilceği maksimum düzeyde kullanımı kolay ve bi okadar pratik yapın.Burda temel yapılan hata web masterların kendi siterinin kullanımı kolay görselerde insanlar içi durum böyle olmaya bilir.Sitenizde ziyaretçilerin nerede olduklarını belirten bir menü yapın ve kategori sıralamasına çok dikkat edin..Ziyaretçileriniz için seçenekleri en aza indirmeyi hedefleyin,kullanıcılara bir çok şey sunabilirsiniz ama onların sitenizde kalmalarının yegane sebepi aradıkları bilgi veya ürünü sizin sitenizde bulmasıdır.Bu sebeple ziyaretçilerinizin ne istediğinin iyi analizini yapın ve onlara direk istedikleri şeyi  vermeyi hedefleyin.

Uzun yıllar hizmet veren bir site iseniz ziyaretçilerinizi web sitenizin tasarımına alışmış ve kullanımı artık onlara kolay gelmiştir.Devamlı değişen web tasarımcıları ziyaretçilerinizi olumsuz yönte etkileyebilmektedir.

3-)Kullanıcı Yorumları

Tüketiciye göre hazırlanmış en güzel örnek verebilceğimiz sitelerden biri Amazon’dur.Bunun nedeni bir daha önce alışveriş yapmış bir müşterinin aldığını ürünü tavsiye edip onu anlatma gibi bir özelliği olması ve insanarın daha önceden alınan bir ürün ile ilgili başka birinin yorumunu ve görüşünü dinlemek sitemeleridir.

Ziyaretçiler sadece aradıkları bilgileri bulmakla yetinmez daha fazla ürün ve bu aşamadan sonra güven aramaktadırlar.Bu sebepe web tasarımlarınızı seo uyumlu ve olabildiğince kurumsal ve kaliti bir havada yapmaya özen gösterin.Firmanız işinde bir numara gösterilmelidir.

  • Ziyaretçileriniz size istedikleri zaman ulaşmak istiyceklerdir.Bunun için e-mail,online destek ve telefon numaralarınızı rahatlıkla ulaşabilcek bir şekilde konumlandırın
  • Ayrıntıya önem verin ürünüzün  her bir özelliğini tek tek anlatın
  • Müşterilerinize aydınlatıcı bilgiler sunmaktan çekinmeyin bu size olan güveni arttırıcaktır.

Paravan Site Nedir? Seo İçin Nasıl Kullanılmalıdır

Paravan Siteler Google Son yaptığı algoritma ve yakın zamanda çıkardığı blogspot  adresi ile günden güne önem kazanmaya devam etmektedir.Paravan site yedek veya küçük site anlamına gelmektedir.Genelikle seo ile ilglisi olmayanlar paravan bloglarını kendileri ile ilgli bir şeyler yazmak için veya sitelerinin bir nevi yedeğini tutmak için kullandıkları adreslerdir.Paravan sitelerin içinde genellikle geniş makallere yada özgün bilgiler bulamazsınız bunun yerine bir konuyla ilgli o anlık düşünce kısa kısa paragraflık konular bulursunuz

Google en son resmi olarak bildirdiği Panda algritması iyi bilinelerde bilirki Google sıralama sonuçlarındaki websitelerin içerik kalitesi kadar backlink alınan sitelerin seo yapılan iste ile paralel aynı içeriğe sahip olması gereklidir.Bundan 5 yıl ömce google her türlü alınan backlink faydalı ve hemen hemen aynı kategoride görsede yeni gelen gelişmiş  algoritmalar ile bir çok farklı backlink türü ve backlinkleri çok iyi filtre edebilmektedir.Yapıaln algoritma değişikliği ile kendi sitemizin içeriği ile aynı  içeriği sahip olan sitelerden backlink almamız gerekiyorPeki, bunu nasıl yapacağız? Aynı sektördeki sitelerden backlink almak kolay mı?

İşin doğrusu şudur ki,sizin ile aynı içeriğe sahip olan  genellikle sizin rakibiniz olucağından dolayıbacklink taleplerinizi kabul etmeleri mümkün olmıycaktır.Bu durumda Paravan blogların önemi artmıştır. Yapılması gereken işlem seo çalışması yapılan site ile aynı içeriğe sahip paravan siteler oluşturarak ana siteyi beslemek olmalıdır.Açtığınız paravan blogları belli bir süre sonra güçlendirdikten sonra sizin ile aynı içeriği sahip güçlü bir siteye sahip olmuş olucaksınız.Son zamanlarda paravan sitelerden ana sitelerin güçlendirilmesi inşası ile seo  çalışmalarında alınan verimin çok fazla arttığını gözlemleyeniyor.

Paravan bloglarda yapıaln en büyük hata açtığınız paravan blog siteye hemen linkiniz eklemenizdir.Yapmanız gerekn açtığınız bir kaç paravan bloga konunuz ile alakalı 2haftalık bir süreçte düzenli kısa ama özgün yazılar yazmak ve sabretmektir.Paravan blogunuzun biraz içerikler ile dolduktan sonra birazda backlink çalışması  yaptıntan sonra ana domainiza link çıkışlarını başlamalısınız.

Örnek bazı paravan site oluşturabileceğiniz servisler (PR3 – PR9 ):

amplify.com
angelfire.com
blinkweb.com
blogger.com
blogreaction.com
blogster.com
blogsplash.org
devhub.com
edublogs.org
fc2.com
freeblogit.com
flukiest.com
flixya.com
gather.com
getjealous.com
hazblog.com
hubpages.com
insanejournal.com
knol.google.com
livejournal.com
multiply.com
myblogsite.com
my.opera.com
mywapblog.com
mytripjournal.com
ohlog.com
officelive.com
onsugar.com
posterous.com
publr.com
quizilla.teennick.com
rediff.com
snappages.com
sosblogs.com
squidoo.com
tabulas.com
thoughts.com
travelblog.org
tripod.com
tumblr.com
typepad.com
ucoz.com
webs.com
webspawner.com
weebly.com
wetpaint.com
wikidot.com
wikispaces.com
wordpress.com
yola.com
yousaytoo.com
xanga.com
zoomshare.com
350.com
freehostia.com
hipero.com
moonfruit.com
iseekblog.com
beep.com
blog.ca
blog.de
blog.co.uk
blog.com.es
hpage.com
jimdo.com
bloggum.com
doomby.com
wallinside.com
fotopages.com-
freeblog.hu
blog.hr
freeblogspot.org
journalspace.com
freeflux.net
i.ph
webgarden.com
webnode.com
webstarts.com

Devamı Oku

Arama Optimizasyonu Sıralaması

Bu yazımızda internet sitesi sahibi olan kişilerin sitelerini nasıl üst sıralara taşıyabilecekleri konusunda siz değerli okurlarımızı bilgilendirmek istiyoruz. Bildiğiniz gibi internet sektöründe faaliyette bulunan binlerce hatta dünya genelinde milyonlarca web sitesi bulunmaktadır. Bu sitelere kendi kategorisinde en iyi olmak için kıyasıya bir rekabet sürdürmektedirler. Ancak ivmeli bir şekilde sitelerinin popülaritesini arttırmak için profesyonel anlamda destek almak zorundadırlar.

Peki, bu destek siteler için tam olarak ne anlama gelmektedir? Şimdi bu konuda sizleri bilgilendirmeye çalışalım. İnternet sitenizi üst sıralamalarda yer almasını sağlamak amacı ile bir takım işlemler bütünü uygulanmaktadır. Uygulanan bu işlemlerin genel adına da seo denmektedir. Tamamen sitenizi iyileştirmeye yönelik yapılan çalışmalar olmaktadır. Sizde sitenizin dijital platformda ilgili yayın kategorisinde zirvede bulunmasını istiyorsanız bu işlemleri uzman kişiler tarafından yaptırmanız gerekmektedir. Bilinmeli ki sitenizin üst sıralarda yer alması her açıdan size pozitif katkılar getirecektir. Örneğin sitenizin trafiği yüksek olursa reklam gelirleri de elde etmeye başarabilirsiniz.

Arama motoru optimizasyonu konusunda istediğiniz gibi bir verim elde etmek için seo çalışmalarınızı emanet edeceğiz şirketlerin net ortamında güvenilir firmalar olmasına dikkat ediniz.

Çünkü bu çalışma alanı ciddi anlamda bir sektör haline dönüşmektedir. Dolayısı ile kısa bir internet araştırması sonucunda yüzler firmayı saniyeler içerisinde bulabilirsiniz. Ancak sizlere tavsiyemiz çalışacağınız firma ile ilgili bir karar vermeniz için araştırma yapınız. Verimi yüksek ve size reel sonuçlar elde edecek şirketler ile yola çıkmanız net sonuçlar elde etmeniz açısından atılacak en doğru adım olacaktır. Hiç vakit kaybetmeden hemen ilgili firmaların sitelerine ulaşmak için online bir araştırma yapmaya başlayabilirsiniz.

Yeni nesil pil teknolojileri

Telefon ve benzeri mobil cihazlarla ilgili sıklıkla yaşadığımız en büyük eksiklik pillerinin bitmesi. Ne kadar büyük bir pili olursa olsun eninde sonunda pillerde bitiyor ve tekrar şarj etmemiz gerekiyor.

Teknoloji çok hızlı gelişse de pillerin bu gelişimden yeteri kadar faydalandığı söylenemez. Her ne kadar son yıllarda çok daha hızlı şarj olabilen piller üretilmiş olsa da bu kapasitelerinin arttığı anlamına gelmiyor.

Bu alanda gelişme olmasa da çalışma yapılmadığı anlaşılmasın. Dünyanın çeşitli yerlerinde özellikle üniversitelerde bu konuda birçok araştırma ve geliştirme yapılıyor. Daha hızlı şarj olan, uzun ömürlü, üretimi daha kolay piller üretebilme konusunda birçok çalışma yapıldığı biliniyor. Bunların bazıları ile ilgili bilgiler de zaman zaman kamuoyu ile paylaşılıyor.

Örneğin ABD’nin saygın üniversitelerinden Stanford’da yapılan bir çalışma ile daha uzun ömürlü Lityum pil üretimi konusunda önemli mesafe kaydedildi. Buna göre geleneksel pillere göre 2-3 kat daha uzun ömürlü olan yeni nesil Lityum piller sayesinde elektronik cihazların kullanım ömrü de artacak. Halen geliştirme aşamasında olan yeni nesil pil teknolojisinin hayata geçmesi için biraz daha zamana ihtiyaç var.

Yine Stanford Üniversitesi’nde geliştirilen alüminyum malzemeden üretilen yeni nesil piller Lityum muadillerine göre çok daha güvenli ve matkapla delinse bile patlamıyor. Lityum piller en fazla 1000 kez şarj edilebilirken yeni nesil pillerde ise bu rakam 7500. Ancak pillerin en önemli sorunu şimdilik sunabildikleri gerilim değerinin 2V’u aşamaması. Bu da pillerin kullanım alanlarını sınırlandırıyor. Pillerin bir diğer ilginç özelliği ise 1 dakika içinde tam olarak şarj olabilmeleri. Araştırmacılar bu piller üzerinde halen çalışıyor. Uzun vadede hayatımıza görmemiz mümkün.

Kurtuluş Hidrojen’de mi?

Pil teknolojileri konusunda bir diğer çalışma ile Hidrojen ile yapılıyor. Hidrojen uzun yıllardır bilinen bir enerji kaynağı. Çeşitli şekillerde pil ya da yakıt olarak kullanılan Hidrojen henüz tam anlamıyla ticari kullanıma geçmiş değil. Her ne kadar bazı otomobil firmalarının Hidrojen teknolojisini kullanan araçları bulunuyor. Ancak Hidrojen istasyonlarının yaygınlaşmadığı düşünüldüğünde çok pratik olmayacağı görülüyor.

Fakat bu konuda çalışma yapan Intelligent Energy isimli bir İngiliz firması hem akıllı telefonlarda hem de otomobillerde Hidrojen’i yakıt ya da pil olarak kullanmayı amaçlıyor. Bu konuda patent de alan firma, üzerindeki kartuşu ile  bir telefonu ortalama 5 kez şarj edebilen Upp ismini verdiği harici pil çözümünü de tanıttı. Upp, şarj gerektirmeyen ve Hidrojen kartuşları ile çalışan bir pil çözümü. Şimdilik çok verimli değil (5 kez şarj ettikten sonra yakıt hücresinin kartuşunu yenilemek gerekiyor) ama elektriğe ihtiyaç duymaması önemli bir etken.

Farklı firmaların da Hidrojen tabanlı pil çözümleri konusunda çalışmaları bulunuyor. Hidrojen tedariği konusundaki sıkıntı da çözülürse bu tarz çözümlerin çok daha ilgi göreceğini ve sayısının artacağını söyleyebiliriz.

Dünya çapında pil konusunda birçok çalışma yapılsa da bunların hepsinin ticari olarak kullanıma sunulacağı anlamına gelmiyor. Bu yüzden burada verdiğimiz örnekler birer araştırma olarak kalabilme ihtimali olan çalışmalar.

Ancak birçok telefon üreticisinin yavaş yavaş sunmaya başladığı hızlı şarj özelliği en azından pili biten cihazımızı daha hızlı şarj edebileceğimiz anlamına geliyor. Eh bu da güzel bir gelişme.

Daha gelişmiş teknolojileri önümüzdeki yıllarda görmeye başlayacağımızı düşünüyorum. Zira özellikle telefon ve elektrikli otomobillerdeki pil teknolojisinin acilen geliştirilmesi gerekiyor. Bu geliştirmelerle beraber gerek mobil cihazlar, gerek otomobiller gerekse giyilebilir teknolojiler alanında önemli atılımların da yaşanmasının önü açılacaktır.

Akıllı telefon dünyasında 2016’ya dair beklentiler

Tasarım, donanım, yeni teknolojiler, fiyatlandırma, pazar dengeleri ve eğilimler ekseninde akıllı telefon dünyasında 2016 beklentileri…

Akıllı telefonların bilgisayar ya da tabletlere göre büyük avantajları olduğu kesin. Modası hızlı bir şekilde geçen, sonraki yeniliklere dair beklenti ve yönelimin yoğun olduğu bir segmentasyon. Üreticilerin yüzünü güldürecek bir pazar özetle. Sadece birkaç markayı baz aldığımızda bile 12 ay içinde satışı gerçekleştirilen yüzmilyonlarca akıllı telefon bunun net göstergesi aslında.

Büyük yazılım ve donanım şirketlerinin, elbette halkla ilişkiler projelerinin eğilimlere yön verdiği bir gerçek, bununla birlikte kullanıcı kesiminde belli başlı ortak yargıların/yönelimlerin olduğu da asla yadsınamaz. Örneğin 2015 yılına ilişkin gerçekleştirilen bir araştırmaya göre İngiltere, ABD, İtalya ve Avustralya’da 4.7 inç ekran boyutu, tüm ekran boyutları arasında en çok tercih edilen form faktör sonucunu ortaya koyuyor. Oran bazı ülkelerde yüzde 50’ye yakın seviyelere ulaşmış durumda. Bu önemli bir bulgu…

Öte yandan Asya pazarında nispeten daha büyük ekranlara yönelim söz konusu. Ancak sonuç olarak trendin iPhone 6’ya işaret ettiğini görebilmek mümkün. Bu modelin global satış başarısı da konuyu doğrular nitelikte. Örnekleri sayısız alt başlıkta ele alabilmek mümkün, trendler ve çapraz eğilimleri ele alabilmek de. Konunun 2015 ayağını derinleştirmek yerine geride kalan döneme dair işaretler eşliğine sonraki yıla dair beklentileri ele alacağız. Temel argüman, 2015 yılı olacak. Akıllı telefon dünyasında 2016’ya dair beklentilere tasarım, pazar dengeleri gibi alt başlıklar eşliğinde özet bir tutumla bakmaya başlıyoruz…

Tasarım

Akıllı telefonlarda incelik önemli bir algısal tetikleyici. Ama satın alma sürecini etkileyecek daha kritik önem başka detaylarda. Örneğin metal gövde tasarımı, aranan üst segment özelliği olması ile birlikte daha geniş bir alana, orta segmente de sıçrıyor. 2016’da metal kasalı daha fazla akıllı telefon göreceğiz.

Renkler konusunda feminen adımlar artarak devam edecek. Özellikle pembe rengin, birçok amiral gemisi modelde potansiyel kullanıcılara sunulacağını belirtelim.

Dayanıklılık ve su geçirmeme/suya dayanıklılık özelliği, ciddi bir sonucu da beraberinde getirir; en net ifadesiyle cihazların kalınlaşmasına neden olur. Bu alanda bazı modellerde en azından suya dayanıklılık özelliği söz konusu olabilir. Ekran konusundaki dayanıklılığa dair geliştirmeler de karşımıza çıkacak.

Donanım

Kamera konusunda 2015’te orta seviye modellerde 8, üst seviye modellerde 12 ve üzeri ‘megapiksel’ ve Full HD ‘video kaydı’ öne çıkan özellikler arasındaydı. Megapikselden ziyade yazılımsal olarak sayısal geliştirmelerin yaşanacağı bir yıl olacak 2016. 4K video kaydı özelliğinin sonraki adımlarına da merhaba denilebilir. Bu alanda aslında iki yönlü bir saha söz konusu; ilki 4K video kaydının olumsuz sonuçlarını (pili hızlı tüketmek, hafızayı doldurmak, vb) önüne geçecek prensipler; diğeri ise 4K’nın üzerinde sonuçlara ulaşmak. Bu yöndeki çalışmalar bilimsel özellikler taşıyor ve sonuçların yakın vadede gelmesi beklenmiyor. Yine de 2016’da 4K sonrasına dair bazı ‘emarelerle’ karşılaşacağız. Beraberinde 3. boyutlu beraber. Ayrıca çok yeni bir kavram olan 4. boyuta dair bazı ilk sinyaller de söz konusu olabilir.

İşlemci hızları artacak, RAM kapasitelerinde 4 GB yeni fenomen olacak. Pil konusu ise akıllı saatler için planlanan ‘şekil alabilir pil’ ya da akışkan pilin akıllı telefonlara yansıması da gündeme gelebilir. Ekranlarda artacak piksel yoğunluğu, siyah-beyaz renklerde iyileştirmeler de kesinlikle karşımızda olacak.

2016 LTE ve LTE+ standartlarında geliştirmeler; Wi-fi, Bluetooth ve diğer kablosuz teknolojilere dair beklenen yeniliklere sahne olacak.

Yazılım tarafında iOS, Android rekabetine dair yenilik eksenindeki beklentiler ise 2016’nın ikinci yarısına dair şekillenmeler arasında. iOS 10 ve Android 7.x ile tanışacağız, başdöndürücü gelişmeler olabilir. Özellikle 2 senedir aynı temelde devam eden iOS tarafında, tasarım anlamında farklılıklar dikkat çekebilir.

Fiyatlandırma

Fiyatların üst seviye modellerde 3000 TL, orta segmentte 1500-2000 TL etrafında sunulduğu 2015 senesinin ardından 2016’ya dair beklentiler ve umutlar fiyatların aynı seviyelerde kalması yönünde. Bununla birlikte pazar araştırmacıları, Uzak Doğu kökenli üreticilerin sunduğu ekonomik ama yetenekli modellerle birlikte, bilinirliği yüksek markaların fiyat stratejilerinde revizasyona gitmelerinin şart olduğu noktasında birleşiyorlar. Şimdilik 2016 fiyatlarının 2015’e benzer seyirlerde devam etmesi yönündeki beklenti çok daha yaygın.

Pazar dengeleri ve eğilimler

Fenomen iki marka Apple ve Samsung’un etrafında çok sayıda diğer üreticinin yarışa iddialı bir şekilde entegre olacağı bir sene bekliyor teknoloji dünyasını. Pazarda üst segmentte iPhone 7, Galaxy S7, Note 6 gibi modellerin yanı sıra Huawei, Lenovo, Xiaomi, Asus, OnePlus, LG, Meizu, ZTE, HTC, Sony gibi markaların üst/orta kademe modelleri de merakla bekleniyor. Ayrıca Çin ve Hindistan’a dair sürprizler de 2016’ya etki edecek faktörler arasında.

Bir şeyler kaybetmeye son!

Bir kez kullanıldığında hayatı geri dönüştürülemez şekilde değiştiren teknoloji, büyük dertlere olduğu kadar, küçük dertlere de her geçen gün yeni çareler üretmeye devam ediyor.

İnsan hayatın içerisinde oradan oraya savrulurken, yanında taşıdığı telefon, cüzdan, anahtarlık gibi kritik nesneler, kimbilir o anda nelerle meşgul beyinler yüzünden arada sırada bir yerlerde unutulup kalıyor. İş bu küçük dertler (internette first world problems diye aratırsanız, bu gibi diğer küçük dertleri görebilirsiniz), bazen ilk akla gelenden daha vahim sonuçlar ortaya çıkartabiliyor. Ne olur çıkartmasın diye düşünen bir girişim, derdin devasını bulmuş durumda.

Bu fikir beklenenden 10 kat fazla desteklendi

Kaybolan nesneleri bulmak için üretilen StickNFind (Yapıştır ve Bul diye çevrilebilir), IndieGoGo adlı kitle fonlama sitesinde açılan ve 70 bin dolar toplama hedefini 931 bin dolar toplayarak 21 Ocak’ta sonlandıran bir girişim.

Şöyle çalışıyor: İkili paketleri sticknfind.comadresinde 49,90 dolara satılan (paket büyüdükçe birim fiyat düşüyor), bozuk paradan küçük yapışkanlardan alıp, kaybolmasını istemediğiniz her ne ise üzerine yapıştırıyorsunuz. Bluetooth 4.0 destekli herhangi bir cihaza kuracağınız uygulamayla yaklaşık 30 metre çaptaki bir alanda bu yapışkanı takip edebiliyorsunuz.

Ne kaybolmasın isterseniz, ona yapıştırın

Standart bir saat pili kullanan yapışkanların pili yaklaşık 1 sene kullanılabiliyor. Radar uygulaması neyin nerede olduğunu gösterirken, mesafe dışına çıkan yapışkanlar için de alarm verebiliyor.

Beni en çok eğlendiren; girişimi tanıtmak için verdikleri eşinizin arabasına yapıştırın, garaja yanaştığında haberiniz olsun, böylece o eve girmeden evi dertop edin örneği oldu. Tabii siz ortalığı dağınık bırakmak isterseniz, buna da karışan yok.

Gerilla pazarlamanın önemi

Alışılmışın dışındaki pazarlama yöntemlerini kullanarak yürütülen kampanyalara gerilla pazarlama ismi verilir.

Gerilla pazarlamanın kapsamındaki kampanyalar genellikle beklenmeyen zamanlarda ve beklenmeyen yerlerde yürütülür. Farklı bir tanım yapmak gerekirse firmaların mümkün olan en küçük bütçe ile geleneksel araçların yaratacağı etkinin üstüne çıkabilecek bir etki yaratabilecek pazarlama yöntemlerinin bulunması ve uygulanması olarak tanımlayabiliriz. Gerilla pazarlama diğer pazarlama stratejilerinden farklı olarak paraya ihtiyaç duyulmayan, daha çok hayal gücü ve enerji gerektiren bir pazarlama şeklidir. Bu pazarlama yöntemine tele pazarlama, kulaktan kulağa pazarlama ve broşürler gibi farklı pazarlama yöntemleri kombin edilir. Gerilla pazarlamasındaki amaç rakip firmalara küçük saldırılar yaparak zayıf noktalarından yıpratmayı hedeflemektir. Gerilla pazarlamasının ilk ortaya çıkış tarihi ise 1984 yılına dayanıyor. Jay Condrad Levinson tarafından bulunan gerilla pazarlama aynı kişi tarafından yıllar içinde geliştirilmiş ve o günden bu güne kadar da birçok firma tarafından kullanılan pazarlama stratejisi durumuna gelmiştir.

Gerilla Pazarlamasında Zaman Kavramının Önemi

Bu pazarlama şeklinde zamanlamanın önemi çok büyüktür. Zamanının boşa harcanmaması, hedeflere zamanında varılması, zamanın etkin bir şekilde kullanılması ve zamana uyum gerilla pazarlama konusunda çok önemlidir. Örneğin pazarlama sürecinin tamamlanmasından önce ortaya çıkması pazarın çok daha erken beklentiye girmesini sağlayabilir ve durum firmaların başarısızlığına neden olur. Pazara giriş sırasında firmaların gazete ve televizyon gibi iletişim kanalları ile güçlendirilmesi gerekir. Aynı zamanda bu süreç içerisinde tüketici beklentilerinin, siparişlerinin ve sorunların zamanında karşılanması gerekir.

Gerilla Pazarlama ve Geleneksel Pazarlama Arasındaki En Temel Farklar

Geleneksel pazarlamada pazarlama sürecinin işleyişindeki en önemli etken paradır, ancak gerilla pazarlamasında ise öncelik verilen konu zaman, enerji ve hayal gücüdür. Geleneksel pazarlamanın insanların aklını karıştıran bir yapısı vardır, gerilla pazarlama ise bu şekilde insanları oyalamaz ve direkt olarak gerçekleri anlatır. Geleneksel pazarlama stratejilerinde satış rakamları performansın ölçülmesini sağlarken, gerilla da önemli olan konu kar elde etmektir. Bu iki pazarlama arasındaki önemli farklardan bir tanesi de pazarlamaların odak noktasıdır. Geleneksel pazarlama genellikle yargılar ve deyim üzerine yapılır, gerilla ise insan davranışları ve psikoloji ile yakından ilgilidir. Çünkü gerilla pazarlama sisteminde tahminler ile kaybedecek zaman bulunmaz, müşterilerin satın alma kararlarının çok büyük bir kısmı bilinçaltı ile verilir.

Geleneksel pazarlamada amaçlanan satıştır. Satış yapıldıktan sonra firmalar müşterilerini unuturlar. Gerilla da ise müşteri her zaman önemlidir, her zaman takip edilir ve müşteri asla kaybedilmek istenmez. Aynı şekilde geleneksel pazarlamada firmalar yeni müşteriler bularak kendilerinin doğrusal açıdan büyütmek isterler, ancak gerilla pazarlama stratejilerinde eski müşterilere daha fazla önem verilir ve onların alışveriş yapmaları sağlanarak, onlar aracılığı ile yeni müşteriler elde edilmesi amaçlanır. Geleneksel pazarlama ile gerilla arasındaki en temel farklardan bir tanesi de teknolojidir. Geleneksel pazarlama teknolojin olanaklarından çok fazla yararlanmaz ancak gerilla pazarlama teknolojiyi sonuna kadar kullanır. Gerilla pazarlamasında genellikle küçük gruplar ve kişiler hedeflenmesine karşın geleneksel pazarlamada her zaman büyük gruplar hedef alınır.

Gerilla Pazarlama İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Gerilla pazarlamasındaki en önemli konulardan bir tanesi sabırdır. Çünkü gerilla pazarlama stratejisi olmazsa olmaz değildir ve doğru zamanın sabırla beklenmesi gerekir. En önemli etkenlerden bir tanesi de şüphesiz hayal gücüdür. Ayrıca duyarlılık, girişken olmak, değişime ve yeniliklere sürekli olarak açık olmak, enerjik olmak, odaklanmak, sürekli olarak merak etme, öğrenme isteği ve cömertlik de gerilla pazarlamasında önemli olan özelliklerdendir.

Türkiye en karlı sektöre adım atıyor

ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığıyla hayata geçirilen ilk çip üretim şirketi, Türkiye’nin 2015’ten itibaren ikinci baharını yaşayacak sektöre geç de olsa adım atmasını sağladı.

Yerli sanayiyi güçlendirmenin yanı sıra, küresel tedarikçi konumuna gelmesi Türkiye’ye önemli faydalar sağlayabilir.

ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi, adı AB-MikroNano olarak belirlenen ilk çip firmasını hayata geçirdiklerini açıkladı. 30 milyon dolar yatırımla hayata geçirilen AB-MikroNano, savunma radarından elektrikli arabaya ve yüksek hızlı trenden 4G/5G telefonların geliştirilmesine kadar birçok alanda kullanılması planlanan çipler geliştirecek. Dahası, güneş ve hidroelektrik santralleri başta olmak üzere enerji sektöründe yeni nesil çipler sayesinde güç tasarrufu sağlanacak. Devamı Oku

İnternet vakit kaybı

1994 yılında iş hayatıma ilk başladığımda önümde Intel 286 işlemcili bir bilgisayarda DOS işletim sistemi ve basit bir kelime işlemci vardı.

Saatlerce yabancı dergilerden tercüme yaparak bir an önce işimi bitirmek, daha sonra monokrom ekrana sahip Apple Classic’deki grafik arayüzde oyalanmak isterdim. O karanlık ekranda dikkatimi dağıtabilecek birkaç menüden ve arada sırada başvurduğum Redhouse sözlüğümden başka bir şey yoktu.

Şimdi ise çoklu görev bir dünyada yaşıyoruz. Windows 95 ile tanışıp, internet, sosyal medya ve mobil cihazlar ile dibine vurduğumuz çok görevlilik bizde konsantrasyon bırakmıyor. Evimde herhangi bir filmi izlerken bile tablet, telefon veya bilgisayarımı kurcalamaya devam ediyorum. Şu makaleyi yazmaya başlamadan önce saatlerce haber ve alışveriş sitelerini, sosyal medya hesaplarımı ve web sitelerimizin istatistiklerini gezip durdum. Çoğu her gün rutin olarak yaptığım ve kimi zaman saatlerimi alabilen gezintiler. Buna bir son vermeliydim.

Aramalara hemen yabancı anahtar kelimeler ile başladım; Productivity, time planning, effective working vs vs.. Onlarca kitap okumak, video izlemek ve hatta online kurslara katılmak mümkün. Ancak temel sorunum şu ki, internette kimi siteler vaktimi alıyor ve iş bitirme süremi uzatıyor. Bu gerçekten yola çıkarak ilk önce benim yerime oto kontrol sağlayacak bir araca ihtiyacım vardı. Google Chrome uzantıları arasında gezinirken tam da işime yarayacak olanı buldum.

Stay Focused isimli uzantı tam da istediğimi yapmamı sağlıyor. Daha önceden belirlediğim ve vaktimi gereksiz yere alan web sitelerin bir listesini yaptım. Bunları ayarlar menüsünden blokladım ve tüm gün içerisinde bu sitelere ayırabileceğim vakti 30 dakika olarak belirledim. İlk günler fena gitmiyor, zamanla oto kontrol becerilerimin daha da artacağını umut ediyorum ve çok daha verimli bir hafta geçirdiğimi söyleyebilirim.

Eğer söylediklerim size anlamlı gelmiyor ve internetin çok vaktinizi almadığını düşünüyorsanız, size göre de bir uygulamam var. Yine Chrome uzantısı olarak kurabileceğiniz Time Stats, size internette en çok nerelerde vakit geçirdiğinizi gösteriyor. Kurup denemesi bedava, bakalım bir hafta sonra fikriniz değişecek mi?

Tüm bunları hallettiğime göre artık çok daha ciddi ve platformlar arası bir To-Do list uygulaması ile bitirmem gereken işlerin listesini takip edebilmem gerekiyor. Şimdilik birkaç tanesini deniyorum. Mobil cihazlar ile uyumlu olmaları ve beni sık sık uyarmaları önceliklerim arasında. Bulduğum zaman sizlerle de paylaşacağım.

Dünya Mobil Kongresi 2016’da neler oluyor?

Mobil teknolojilerin kalbi her sene olduğu gibi bu sene de Barselona’da attı. Peki Mobil Dünya Kongresi 2016’da hangi teknolojiler ve hangi cihazlar tanıtıldı?

Takvimler 23 Şubat 2016’yı gösterirken, neredeyse tüm teknoloji tutkunlarının gözü  Barselona’da. Dünya’nın en büyük teknoloji etkinliklerinden biri olan Mobil Dünya Kongresi, bu yıl da gündemde fırtınalar estiriyor. Özellikle mobil cihaz üreticilerinin bombaları art arda patlattığı etkinlik 22 Şubat – 25 Şubat 2016 tarihleri arasında gerçekleşecek. Sadece bir günün sonunda teknoloji dünyasında dengelerin değişmesine sahne olan etkinlikte gelin önemli başlıklara birlikte göz atalım.

LG G5

Mobil Dünya Kongresi’nin öncü sarsıntıları LG cephesinde gerçekleşti. Fuarın başlamasının hemen ardından yeni amiral gemisi akıllı telefonunu tanıtan LG firması, LG G5 ile dikkatleri üzerine çekti. Akıllı telefon piyasasına adımını atan ilk modüler akıllı telefon olma unvanına sahip olan LG G5, güçlü donanımı ve sıra dışı tasarımıyla öne çıktı.

Gücünü Qualcomm’un en yeni yongaseti olan Snapdragon 820’den alan telefonda 4GB LPDD4 RAM, 32GB UFS depolama alanı, 8MP ön kamera, 16 + 8MP olmak üzere çift arka kamera ve 2800mAh pil bulunuyor. LG Friends adıyla tanıtılan aksesuarlar bu telefonu özgün kılıyor. LG firması, telefonun çıkarılabilir yapıdaki alt kısmına ister 1200mAh pilli kamera aparatı, isterseniz Bang & Olufsen imzalı ses güçlendirici takmanızı mümkün kılıyor. LG G5, 2016 yılının en çok konuşulan akıllı telefonlarından biri olacağını açıkça gösteriyor.

 

Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge

Heyecan verici haberleri Mobil Dünya Kongresi 2016’ya saklayan bir diğer Güney Koreli firma da Samsung oldu. Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge’i tanıtarak akıllı telefon tutkunlarını heyecanlandıran Samsung, yeni telefonlarında güçlü donanımı, şık tasarım ve muhteşem kameralarla birlikte sundu. Galaxy S7 de, Galaxy S7 Edge de bir önceki Galaxy S serisi akıllı telefonlara oranla daha karizmatik tasarımlarla geldi. Galaxy S7 Edge geçtiğimiz yılki Galaxy S6 Edge’e oranla sadece daha güçlü donanımla değil, oldukça büyük bir ekranla gelerek görenleri şaşırttı.

Türkiye’de Samsung Exynos 8890 yongasetinden güç alacak olan Galaxy S7 serisi akıllı telefonlarda IP 68 suya ve toza dayanıklılık özelliği, microSD kart yuvası ve daha büyük pil olması birçok kişiyi sevindirdi. Her iki telefonda da 4GB RAM, 32/64GB UFS 2.0 depolama alanı ve 5MP – 12MP f/1.7 Dual Pixel ön-arka kameraya yer veren Samsung, bu piyasada ne kadar iddialı olduğunu bir kez daha gösterdi. Samsung Galaxy S7 serisi akıllı telefonlar Mart ayı içerisinde dünyanın birçok ülkesinde satışa çıkmış olacak.

HTC Desire 530, Desire 825 ve HTC Vive

Tayvanlı teknoloji devi HTC, Mobil Dünya Kongresi 2016’da iki yeni akıllı telefonla karşımıza çıktı. Desire 530 ve Desire 825 modellerini tanıtan firma, yeni bir amiral gemisi akıllı telefon göstermedi. Şık tasarım, güçlü ses ve kaliteli yazılım üzerine odaklanan HTC, Temalar adlı uygulamasıyla 25.000 farklı arayüz temasını kullanıcıların beğenisine sunduğunu duyurdu.

HTC Desire 825 modelinde Hi-Res Audio sertifikası ve Dolby Audio teknolojisine yer veren firma, CD kalitesinden dört kat daha detaylı ses deneyimi vaat ediyor. HTC’nin yeni Android telefonları 5MP ön kameralarıyla Oto Selfie ve Sesli Selfie modlarını en hızlı şekilde kullanmanızı sağlıyor. HTC Desire 530 ve Desire 825, Nisan 2016’dan itibaren piyasada yerini almış olacak.

HTC hakkında bahsetmek istediğimiz son konu, firmanın gözde sanal gerçeklik gözlüğü HTC Vive. Uzun süredir gündemden düşmeyen, yaşattığı tecrübeyle bu teknolojiye merak duyanların aklını başından alan gözlük, 799$ fiyat etiketiyle 29 Şubat 2016’da ön siparişe çıkmış olacak. Eğer siz de bu teknolojiye merak duyuyorsanız gözünüz HTC Vive’ın üzerinde olmalı.

5G teknolojisi

Teknoloji dünyasında her geçen gün daha da büyük önem kazanan mobil internet giderek hızlanıyor. Ülkemizde 4.5G rüzgarları şiddetli bir şekilde eserken, Barselona’da 5G konuşuldu. Hem interaktif mobilite deneyimini, hem araçlarımızı hem de evlerimizi yakından ilgilendiren bu teknolojiyle sanal dünya ile gerçek dünya arasındaki duvar biraz daha incelmiş olacak.   Özellikle Qualcomm ve Intel firmaları tarafından hazırlanmış görkemli stantlarda, ilginç prototip cihazlar ve tanıtım videolarıyla öne çıkan 5G teknolojisinin 2020 yılında hayatımıza dahil olması bekleniyor.